Bazı akşamlar yoğun bir hatıra duygusu kaplıyor içimi. Köyün yollarında gezinirken oluyor en çok bu. O vakitler, bu duyguyu karşımda müşahhas bir şey gibi bulacağımı zannediyorum. İçimden ona “Hadi karşıma çık, ne söyleyeceksen söyle artık!” diye haykırasım geliyor. Bunun sebebini taam olarak bilmiyorum, fakat iç âlemimde onların çok derin izleri var. Sanki hiç kaybolmuyorlar. Biraz sessizlik, biraz karanlık içindeyken ve bir başıma yürürken beni hemen kuşatıveriyorlar.
Hatıralarına bağlı bir insanım. Bu yüzden, çoğu kez maziyi düşünürken şimdiyi feda ettiğimin farkındayım. Hayatta yediğim her darbe, içine itildiğim her yalnızlık hissi beni hatıralarıma daha bağlı bir hâle getirdi. İçimde, özellikle yabancıların, hoyrat kimselerin bilmesini istemediğim hatıralarımdan örülü bir âlem kurdum kendime. Oraya, sanki köyüme, evime, bir ağaç altına, sessiz bir tabiat köşesine çekilir gibi çekiliyorum. Bir müddet orada yaşıyorum. Bundan da derin bir huzur duyuyorum











