İnsan, şu dünyada sahibi olduğu zenginlikle yaşar. Zenginlik elimizden kolay alınanayan, gelip geçici olduğunda bile bizim kıymetlendirdiğimiz şeylerdir. İnsanın sonsuza kadar sahibi olduğu güzel şeyler ise asıl zenginliklerdir.
Zenginlik çok yönlü bir şeydir. Bir duyguyu yaşamak zenginliktir. Sevmek, sevilmek, çalışmak, sağlık paha biçilemez zenginliklerdendir.
Keyifle okuduğunuz kitap, dolu dolu yaşanan günler, hiçbir şey söylemeden hâlinizden anlayan dostlar büyük zenginliklerdir. Sizce bunların değeri nedir? Bunlara bir değer biçebilir misiniz?
İnsan daima bir başkasına sahibi olduğu şeyi verebilir. Hiçbir şeyi olmadığını zanneden bir insan; bir gülüş, moral verici bir söz, derin bir anlayışla muhatabına ne güzellikler verir, kim bilir! Kimininin istediği bir lokma ekmek, kiminin istediği bir tatlı tebessümdür bu hayatta.
Elindekini, kalbindekini, zihnindekini bir başkasına veremeyen kişi, dünyanın en zengini de olsa oldukça fakir sayılır. Zenginlik ve yoksulluk hayatı bir değerlendirme ve anlamlandırma hâlidir.
Her gün değişik kıyafetler giymek bir zenginlik göstergesi değildir. Her gün lezzetli yemekler yemek de öyle. Yarın ne giyeceğim, yarın ne yiyeceğim diye düşünen biri ne zengindir ne de huzurlu! Zengin olmak, itminan duygusuna erişip gösterişten uzak olmayı da mecburi kılar.
Nice yoksul zenginler ve nice zengin fakirler gördü bu dünya. Yemediler, içirmediler, ikram ve yardım etmek nedir bilmediler. Sonunda servetleri bir başkasının eline kaldı. Bunlar yaşarken de zengin değildi, fakat âleme öyle gözüktüler.
Zengin olmak varlık veya yokluk içindeyken hayatı derin duygularla tecrübe edebilmektir. Bu dünyada en zengin kişi duyguları da zengin ve derin olan bir insandır.
Y. Şen










