Bir arkadaşım "Nakte dönüştürmediğim hiçbir şeyle ilgilenmiyorum!" deyince bu söz üzerine biraz düşündüm. Halbuki okul haricindeki vaktimin çoğunu alan çalışmalarımı nakte dönüştürmek konusunda pek de düşünmemiştim.
"Hiç düşünmedim" demiyorum, çünkü sayısı yetmiş beşi bulan kitaplarımın, internette ve dergilerde yayınlanan ve sayısı iki bin beş yüzü bulan yazı ve şiirlerimin bir kazanca dönüşmesi konusunu az da olsa düşündüğüm olmuştur. Ancak bu konuda bir arpa boyu yol aldığımız bile söylenemez.
Onca emeğin sonunda yazdığımız bir araştırma kitabını bir sponsor bulup da bastırdığımızda sevinen garibanlarız biz. Üstelik şöhret de değiliz. Doğru düzgün bir sosyal medya hesabımız da yok. O mecraları kullanmayı pek beceremiyoruz. Elimizdeki şeylerin pek alıcısı yok. Üstelik şöhretin afet olduğu söylendi durdu bize. Biz de can u gönülden bunun böyle olduğuna iniyoruz.
Gel gelelim bunca çaba, yayın, mücadele, makam sahiplerine dert anlatmaya çalışmanın bezginliği, yorgunluk vb hâllerle maddî anlamda bu işten hep kazançsız çıkmamız, bu işin manevî yönü de mi böyle diye düşünmeme sebep oldu. Bu kadar borç harç içinde yaşayan, çoğu vakit cebinde metelik bile kalmayan, kültür çalışmaları için diğer ihtiyacından feragat edip işin sonunda kitap bile alamayacak hâle gelen yine bizleriz. Beni tanıyanlar bunun şikayet olmadığını yakinen bilirler. Fakat durum çoğu vakit aynen böyledir.
Sözün özü onca mücadelenin ve gayretin sonu koca bir hiçlikse...
İşte burada Yaradan'a sığınmaktan, onun bu çabalardan razı olmasını dilemekten başka bir seçeneğimiz mevcut değil. Razı olur, olmaz... O da kendi bileceği iş ya...
Etrafımda onlarca insan var: Bir aşkla kültür hizmetinde bulunmuş, çalışmış çabalamış, sonunda da gönül yorgunluğu ve küskünlükle bir kenara çekilmişler. Bunun temel sebebi devletimizin ilgili kurumlarının ehil ve layık kimselerce temsil edilmeyişi ile medyanın alenî ve gizli yaptığı kültür düşmanlığıdır. Bu da ayrı bir mevzu ve kanayan bir yaradır.
Bu işin hiç mi kazancı yok?
Yaptığımız çalışmaların bize verdiği huzur, ömrümüzü güzel işlerle ve hizmetle geçirmenin vicdanî rahatlığı, kıymet bilen insanların ettiği dualar, çoğu insanın haberi bile olmadığı kültür değerlerinin gün yüzüne çıkmasının verdiği zevk bu işlerin sahibine verdiği manevî birer karşılık olarak düşünülebilir.
Gerçi arkadaşım "Asıl değerli olan senin yaptığın iş!" dese de ben hâlâ onun nakte dönüştürmediği mevzularla ilgilenmediği konusundayım. Ancak ne var ki, çoğu kıymetli iş, nakte dönüşmüyor, size hiçbir maddî kazanç sağlamıyor. Özellikle kültür hizmeti Türkiye'de işini yapmayan kadrolar yüzünden bir avuç sevdalının çabalarıyla devam ediyor.
Yasin Şen










