Aceleyle geçirilmiş vakitlerden sonra geride neyi bıraktığımız pek bilinmez. Acele etmek insanın içini parçalayan bir hâldir. Acele varsa hiçbir şey tamam değildir.
Dünyada bir şeye yetişmek pek mümkün olmadığına göre acele hayatın akışını bozan bir duygudur. Aslolan bir işi tam yapmak ve bundan doyum almaktır. Bu dünyanın işini bitiren bugüne kadar görülmemiştir.
Aceleyle ilgili duygularımız, içte ulaşmak istediğimiz bir irfanı elde etmek istemenin bu zuhur âleminde eşya ve olaylar hâlinde ortaya çıkmış hâlidir. Bu bahis çok uzun olmakla beraber şunu söykemek isterim: İnsan neden acele ve telaş ettiğini biraz düşündüğünde içinde o irfanın eksikliğinden doğan bir boşlukla karşılayacaktır.
Acele, insandaki kontrolün kaybolduğu bir yerdir. Acele, nefsin diğer bütün zaafları gibi asıl meseleyi gizler. Hadiselerin ve duyguların çağlayanı içinde hayatın bütün berraklığı kaybolur. İnsan, vakarı, ağırbaşlılığı, temkini elinden kaçırır.
Acele etmenin bir insana verebileceği zararı hem kendimden hem de bu hâli kendilerinde seyrettiğim insanlardan öğrendim. Acele etmek, yaşamın bütün zevkinin elimden alındığı bir zamandır. Acele ettiğim zamanlardan geriye genelde pişmanlık ve hüzün kalmıştır.
Acele, fark edildiğinde orada sebeplerin bir hükmü kalmaz. Dışarıdaki nedenlerin ardına gizlenmiş acele duygusu onları fark etmek sayesinde açığa çıkar. Açığa çıkan, görünür olan her olumsuz duygu gibi acelecilik de insan iradesinin kolay bir hedefi hâline gelir.










