Türk ordusu Suudi Arabistan’ın derinliklerine giriyor..İsrail’in kuşatılması meselesi ise işgal yönetiminin hesaplarını altüst ediyor.! Mısır, resmî olarak “Mekke Anlaşması”na katılmayı değerlendirdiğini açıkladı.. Ama biraz bekleyin.. Daha büyük ve daha çok güzel şeyler olacak.!
“Gelecek 100 Yıl” adlı bir kitap var. Yazarı George Friedman.. Dört defa okuduğum bu kitap aslında eski; 2009 yılında İngilizce olarak yayımlandı. Yani bugün gördüğümüz dönüşümlerden yıllar önce adam kendi öngörüsünü kaleme almış.
Friedman, yaşananları anlamak açısından çok önemli bir fikir ortaya koyuyor..Ona göre devletler satranç oyuncusuna benzer şekilde hareket eder.
Önlerinde sınırsız seçenekler yoktur..Coğrafya, çıkarlar ve tehditler seçenekleri daraltır. Bir devletin bulunduğu konumu ne kadar iyi anlarsanız, onun bir sonraki hamlesinin bir bölümünü öngörmeniz o kadar mümkün olur. İşte burada Türkiye son derece ilginç bir hâle geliyor.
Çünkü Friedman yıllar önce Türkiye’nin bu yüzyılda yükselen büyük güçlerden biri olmaya aday olduğunu yazmıştı.. Bunun sebebi yalnızca Erdoğan değil..Elbette ki Coğrafi konumumuz.! Türkiye, üç istikrarsız bölgenin tam ortasında duruyor: Balkanlar..Kafkaslar..ve Arap dünyası..Friedman’a göre Türkiye’nin ekonomik ve askerî gücünün büyümesi, doğal olarak sınırlarının dışındaki nüfuzunun da genişlemesine yol açacak.
Fakat asıl dikkat çekici bölüm bundan sonra geliyor.. Friedman, Türkiye’nin İslam dünyasında ağırlık merkezine dönüşeceği, Arap ülkeleriyle güvenlik ve ekonomik ilişkilerini genişleteceği bir dönem hayal ediyor. Hatta Türk nüfuzunun Arap Yarımadası’na doğru uzanmasından açıkça söz ediyor.. Kitaptaki daha ileri ve daha cesur bir senaryoda Friedman, Türk askerî nüfuzunun güneye, Arap Yarımadası’na kadar ulaşabileceğini; hatta buradaki Türk askerî varlığının Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı ile bağlantılı olabileceğini düşünüyor..Elbette.. Bu, Friedman’ın senaryosudur; bugün yaşananların bir tarifi değildir. Kendisi de öngörülerinin ayrıntılarını geleceğin kesin gerçekleri olarak kabul etmemek gerektiği konusunda uyarıyor.
Ama bunu bir kenara bırakın.. Sonra bugün önümüzde oluşan haritaya bakın. Bakın ama İsrail ve İsrailin içimizdeki eniklerine bakmadan bakın.! Türkiye artık yalnızca tek bir ülkede hareket etmiyor..Suriye..Irak..Libya.. Somali..Sudan..Kızıldeniz..Ve şimdi Suudi Arabistan ile Pakistan’la bir savunma ittifakından söz ediyoruz; Mısır ise buna katılmayı değerlendiriyor.
Bugün yaşayarak şahit olduğumuz tüm bu olanlar, içimizdeki İsrail eniklerine göre Amerika’nın bir oyunu.! Bakmayın siz bu ruh hastası düşmanlara..
Benim için en ilginç olan ise şu; Eğer sözünü ettiğimiz “Mekke Anlaşması” kapsamında Türkiye’ye Tebük, Riyad ve Abha’da askerî varlık imkânı sağlanıyorsa, karşımızda coğrafi açıdan son derece açık ve önemli bir yayılım var demektir.
Tebük kuzeybatıda..Ürdün’e, Kızıldeniz’e ve Şam bölgesine giden yöne yakın.! Riyad merkezde..Suudi Arabistan’ın ve İslam dünyasının siyasi ve askerî karar merkezi.
Abha güneyde..Yemen, Husiler ve Kızıldeniz’e bağlanan cephede. Bu da İran’ın bir kozu olarak gördüğü Husilerin ortadan kaldırılmasında Türkiye’nin resmî olarak devreye girmesi anlamına geliyor.
Hayırlı günler diliyorum.
24 AĞUSTOS 2026 PAZARTESİ











