Hatıralar ve hüzünler sanki hep bıraktığım yerde dururlar. Bir yerde üzüldüysem ve oraya bir daha gittiysem yoğun duygular yaşarım. Aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun o hüzünler gitmemiş ve orada hep bizi beklemiş gibidir.
Demek ki, hüzün eşyaya ve mekâna sirayet ediyor. Eğer öze dönük bir hayatınız varsa mekandaki hisleri de gönülden duyarsınız. Her fiil, söz gibi duygular da sahibinindir.
Hüzünlü olduğum yerlere bir daha gittiğim vakit, orada kalbime gelen duygulara hürmet ederim, adeta onları ağırlar ve gönlüme gelen hislerle anlamaya çalışırım. Bu, bir insanın yaşadığı hâllere ve hayata saygısıdır. Ne de olsa insan duyguların, hâllerin ve düşüncelerinin toplamıdır.











