Dünyanın bir yanı yağmacıdır. Dünya fırsat düştükçe yağmalar insanı. Malı mülkü, vakti, zamanı, duyguyu, düşünceyi, iyi niyeti çeşitli sebepler ve görüntüler altında yağma ettiğini görürüz.
Kitle iletişim araçları bir yağma sebebidir. Bankalar, sosyal medya hesapları, filmler, diziler, ünlüler, futbol ve daha bir sürü şey insanının varoluşunun yağmalandığı, ömrün boş yere harcandığı yerler hâline geldi.
Bizi çevreleyen sınırlar giderek gücünü ve hükmünü yitiriyor. Bunun en belirgin yansıması aile kurumunun içine düştüğü hâl, bir de ömrü ve zamanı sosyal medya kanalları eliyle hiç uğruna tüketilen geniş yığınlardır.
İnsanın yağmalandığı ve sınırların kalktığı, dünyanın türlü şekillerde adeta içimize dolduğu böyle bir zamanda nasıl bir hâl içinde olmalıyız ve nasıl bir çare geliştirmeliyiz gibi bir soru akla gelebilir.
Dünyanın bizi yağmaladığını kabul ederek ve bunun üzerinde düşünerek işe başlayabiliriz. Bu derin bir farkındalık oluşturacaktır bizde. Bir de neye ihtiyacımız olduğunu kesin hatlarla belirlemek artık çok değerli hâle geldi.
Sosyal medyanın boş ve uydurma bildirimleriyle ve onun bunun hayatıyla mı ömür geçireceğiz? İhtiyacımız olan her şey ve daha fazlası evde mevcutken tüketim kültürü adı altında insanı fekakete sürükleyen AVM sitelerinin hedefi olarak mı yaşacağız?
Cevabımız hayırsa burada söylemek isteyeceğimiz bazı şeyler olacak. Bir kere gösteriş, hayatı yaşamak demek değildir. Gösteriş budalası kimseler bu hayatın derinliğini asla bilemezler. Tüketirken tükenirler. Bunlar yağmacı dünyanın sömürü alanı olarak yaşayıp giderler.
Günümüz insanının tüketmekten ziyade tüketmemeye, konuşmaktan ziyade konuşmamaya ihtiyacı var. Bunca hız ve tüketim, yağmacı dünyanın durumu insanı durmaya, düşünmeye, hâlini ve yaşadıklarını muhasebeye mecbur ediyor. Ama kim böyle yapıyor ki! Yine de fert fert insanın korunması gerçeği asla göz ardı edilemez.
Bu yazıyı dünyanın bir yönüne dikkat çeken Kenan Rıfai hazretlerinin şu sözleriyle nihayet verelim:
"Ey dünya adamı! Dünyâyı hoş geçirmek için iki şeye tahammül etmek lâzımdır. Biri, dünyânın tahripkâr olduğunu, ikincisi de insanların vefâsız bulunduğunu bilmektir. Eğer bunları bilirsen, dünyayı hoş geçirirsin." (Kenan Rıfâî, Sohbetler, Kubbealtı Neşriyatı, 5. Baskı, İstanbul 2014, s. 393).










