Kelimeler de insanlar gibi yorulur. Her kelime içinden çıktığı toplumun ruh hâlinin bir ifadesidir.
Bazen kelimelerin şu yorgun hâli beni derin düşüncelere sevk ediyor. "Hayatım, aşkım, sevgilim..." gibi onlarca kelime duyuyorum böyle. Sahiplerini yargılamıyorum. Sadece düşünüyorum.
İnsanlar şu kelimelerden en azından birinin hakkını verseler bu hayatta mutluluktan çıldıracak hâle gelirlerdi.
Genelde durum böyle değil.
Kelimeler yorgun olduğu kadar da yaralı. Çünkü insan yaralı. Bir kurtarıcı arar gibi, onca günahı işledikten sonra bizi kurtaracak bir sevgili arıyoruz. Halbuki kendimizi önce biz iyileştirebilmeliyiz. Bunu yaptıkça muhatabımız da iyileşecek ve güzelleşecektir.
İnsanı değerli kılan değerli bir hayattır. Hayatın içi gibi kelimelerin içi de doldurulmalıdır. Bir kelimenin değeri onu söyleyenin hayatıyla ölçülür.
Ancak insanlar maddeye, fani endişelere, gelip geçici dünya zevklerine gömüldükçe yorgun düşüyorlar. İnsan böylece ufkunu ve derinliğini kaybediyor. Düşünceleri, sözleri ve konuşmaları da yorgun ve bezgin oluyor. Biz yoruldukça kelimeler de yoruluyor.
Böyle bir durumda biraz düşünmeliyiz. İnsan nice meseleyi düşünerek halleder. Derin bir tefekkür ve biraz sevgi yorgun kelimelere can verebilir. Sözlerimiz gönlün elçileri gibidir. Onları önce biz dinlemeliyiz. Sonra nasibi olan zaten dinler.










