Sosyal medya sizi gerçek ilişkilerden alır, sanal ilişkilere iter. Sosyal medya en azından şimdilik gerçekliği bırakıp sahte bir hayatı yaşamak demektir.
Gün ışığını, tertemiz havayı, çiçeklerin kokusunu, kuşların sesini, kısaca hayatın kendisini bırakıp parmaklarımızın arasından kayıp giden görüntülerin zihnimizde uyandırdığı gelip geçici duygulara teslim olmak demektir sosyal medya.
Sosyal medyada geçirilen vakitler bilgiyi, öğrenmeyi, sevmeyi, gerçek ve samimi ilişkileri bırakmak; sahteleriyle vakit geçirmek demektir.
Esasen bu mecra iyi bir niyetle çok verimli kullanılabilir. Fakat hayatın ciddiyeti insan yaşamı içinde kendini eğlence düşkünlüğüne ve konfora bıraktığından beri hayatın dengesi de alt üst olmuş durumda.
Sosyal medyada geçirilen vakitlerle hayatımızı, zamanımızı, ömrümüzü büyük ölçüde ziyan ettiğimiz bir gerçek. Öğrenmek, anlamak, sevmek için bize verilen ömrümüzü buradaki istilacı içeriklerle tüketmeye hakkımız bile yok.
Burada o zaman sosyal medyaya yaşam içinde ne kadar ve nasıl yer verilmesi gerektiği halledilmesi gereken önemli bir mesele olarak önümüzde durmaktadır. Sonuçta bu mecraya bir tarif getirilmeli ve onun insan hayatında hangi yıkıcı rollere bürünebileceği anlaşılmalıdır.










