Bence bu dünyada cevaplanmamış ve cevaplanmayacak hiçbir soru yoktur. Bütün soruların cevabı bir gün bulunur. Buna rağmen bir insan soruların, endişelerin ve derin meselelerin hiç tükenmediği bir âlemdir.
Dikkatli yaşayabilirsek hayatın aradığımız cevapları hiç durmadan önümüze serdiğini görürüz. Fakat asıl soru cevaplanmadığı için arayışlar, gidiş gelişler ve bir hay huy içimizde ve dışımızda hiç tükenmiyor.
Asıl mesele, hiç durmadan başka meseleler, sorular ve sorunlar türetir. İnsan ise bu soruları ve arayışları sakinleştirmek için hiç durmadan oradan oraya koşar. İnsan yorulur, durulur ve nihayet bu hayattan sıkılır ve bıkar. Çünkü döngü onu bezgin bir ruh hâline sevk etmiştir.
Maddî bir âlemde yaşamakla beraber maksadımız maddi değildir. Dünya bizleri görüntülerle aldatır. Yaşamak çoğu insan için bir aldanış ve aradığı sorulara bir türlü cevap bulamamaktan ibarettir. Halbuki ısrarlı soruların aşikâr cevapları olur. Fakat cevapları bulmak ve bilmek için de gerçek bir niyet ve samimiyet gerekir. Yoksa yaşarken neleri kaçırdığımızın farkında bile değiliz.
İnsan bir şey bildiğini zannetmemeli. Sorular kadar cevaplar da şahsîdir. İşin özünde kendimizi bilmiyorsak hiçbir şey bilmiyoruz. Akıp giden şu yaşamın içinde savrulup duruyoruz. Öyleyse şu hayatı olduğu kadar sorduğumuz her sorunun cevabını da içimizden takip etmekten ve kendimizi anlamaktan başka bir seçeneğimiz kalmıyor.










