Şubat 2025 itibariyle ömrünün büyük kısmını Yûnus Emre’ye vermiş ve Gazi Üniversitesi’nden hocam Mustafa Tatcı Hoca’mın isteği üzerine Bolu’da Yûnus Emre Okumalarına başladık. Mayıs 2026’nın sonlarına doğru bu seminerlerde takip ettiğimiz Yûnus Emre Yorumları İşitin Ey Yârenler kitabında bulunan ilahîler sona eriyor. Bu kitaptaki şerhler ilâhîlerin muhtevasının susuz gönüllere açılmasını, Yûnus Emre’yi yeniden ve derinlikli bir şekilde tanımamızı temin ettiği gibi geleneksel metinleri daha iyi anlamamıza yardımcı olan şerh geleneğiyle de yeniden tanışmamızı sağlamıştır.
Peki, Yûnus Emre biter mi?
Yûnus Emre elbette bitmez. Ancak bizim takip ettiğimiz bu kitapta yer alan ilahilerin biz bu ay itibariyle sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Önümüzdeki Haziran ayı içerisinde yine bu seminerler kapsamında Bolu merkezde medfun bulunan erenlerden bazılarını konuşup o ay içerisinde bu dönem için seminerleri sırlamayı düşünüyoruz. Gelecek yıl ne yaparız, bilemiyorum.
Semineler Bolu’daki bir avuç Yûnus sevdalısının muhabbetiyle devam etti. Yeri geldi beş altı kişiyle, bazen de yirmi beş otuz kadar katılımcıyla Bolu Yûnus Emre Okulu devam etti ve tatiller haricinde ara verilmedi. Her perşembe muhabbete susuz gönüllerin bir araya geldiği Bolu Yûnus Emre Okulu, ister kıymeti bilinsin ister bilinmesin, tasavvufla, İslam’ın hakikatiyle yoğrulmuş Bolu topraklarında yapılan en güzel, en derin, en samimî faaliyetlerden olmuştur.
Bolu; Akşemseddin’in, Hayreddin Efendi’nin, Ümmî Kemâl’in, Mustafa Safî Efendi’nin, Sarı Müderris’in, Geredeli Hacı Halil Efendi gibi gönül mimarlarının yaşadığı bu güzelim vatan toprağı bizden bir araya geldiğimiz, gönüllerin mamur olduğu muhabbet ortamları beklemektedir. Bolu Yûnus Emre Okulu, bu anlamda bu şehirde sessiz sedasız da olsa önemli bir hizmet gerçekleştirmiştir.
Bu arada bu seminerler için “Hocam kim gelir ki!” türünden garaip tepkiler veren yöneticiler, devletliler de oldu. Aslında bunlar bu mevzunun muhatabı bile değildi. Yûnus, “İşitin ey yârenler!” derken göstermelik işlerle çalışan, yaşadığı şehre hiçbir faydası dokunmayan, sosyal medya fenomeni olmayı bir şey zanneden bu kimselere hitap etmiyordu. Bolu’da da yapılan işleri küçümseyen birtakım ham ervahın mebzul miktarda bulunduğunu yakinen biliyorum. Bunlarla işimiz yok ve onlardan özellikle uzak duruyorum. Çünkü bir gün isimleri gibi cisimlerinin de bir önemi kalmaz bunların. Fakat bir şehre hizmet etmek istiyorsak bu türden faaliyetleri, kalabalıkların hücum ettiği göstermelik işlerden de ayırt edecek feraseti ortaya koymak gerekir.
Bizim asıl şaşırdığımız husus, Bolu gibi kültürel anlamda bir şeyler yapmanın iyiden iyiye zorlaştığı bir şehirde Bolu Yûnus Emre Okulu’nun aralıksız diyebileceğimiz bir şekilde devam etmesidir. Bu da Bolu’da bu türden faaliyetlere duyulan hasretin ne kadar derin olduğunun bir ifadesidir.
Ülkemizde Yûnus okumalarının yaygınlaşması gerektiğini hem öğretmenlik yaptığım okullarda hem de yaşadığım yerlerde elde ettiğim tecrübeden hareketle söyleyebilirim. İnsanlar bir arayış hâlindeler. Siyasallaşmış cemaatler Türk insanının manevî arayışlarına asla cevap veremiyorlar. Veremezler de… Çünkü biz millet olarak kâmillerin nefesiyle mayalanmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla yeniden Yûnus Emre’ye dönmeli, muhabbet ve sohbet ortamlarında Yûnus’u konuşmalı, onun manzumelerini şerh etmeliyiz. Gönüllerimizin gıdası onun ilâhîlerinde mevcuttur.
Yûnus Emre Okumaları, ilçelerde de yaygınlaştırılmalıdır. Bolu’nun ilçelerinde, en ücra köylerde bile bir Yûnus gönüllünün bulunduğunu geçmiş zaman, bize net bir şekilde göstermiştir.
Her şeyin daha hızlı olduğu ve tükendiği günümüzde içimizde derinleşmemize, maneviyatımızın dirilmesine, muhabbet halkalarının çoğalmasına, okumaya ve anlamaya imkân veren Yûnus Emre Okulunun yaygınlaştırılması gerektiği bir hakikattir. Bir araya gelen birkaç kişi “Ben ne bilirim ki…” demeden bulundukları ortamda bir Yûnus ilâhîsini okumalı, yorumlamaya çalışmalı ve bunun üzerinde konuşmalıdır. Tıpkı geçmişte bu topraklarda yapıldığı gibi… Çünkü;
Bugün sohbet bizim oldu bize bizim diyen gelsin
Müezzinlik bizim oldu imam oldum uyan gelsin
diyen Yûnus Emre, bugün hâlâ özümüzde bizi kendi hakikatimize davet etmeye devam etmektedir.
Sonuç olarak bugün sadece adını bildiğimiz Yûnus’u günümüzün her türlü indî, sığ değerlendirmelerinden, demagojiden, sloganlardan uzak bir şekilde yeniden değerlendireli ve onu yeniden keşfetmeliyiz. Yunus Emre okulları bunun için vardır. Devletimize ve insanlığa zarar veren faaliyetler içerisinde olmadıktan sonra bu okullarda hiç kimsenin dünya görüşünü yargılamadan bir araya gelmek, muhabbet etmek, konuşmak, tanışmak ve bilişmek zorundayız. Çünkü burada “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım” diyen Yûnus’un bir daveti vardır.
Bolu Yûnus Emre Okulu’nda olan biten budur.
Bir zamanlar insan-ı kâmillerin yetiştiği, dağı taşı erenlerle evliyaların makamı ve türbeleriyle dolu Bolu’nun Yûnus’ta karar kılması, İslam’ın aşk ve irfan derinliğini ondan öğrenmeye devam etmesi gerekmektedir. Tıpkı bizden öncekilerin burada yaptığı gibi… Böylece Yûnus’un, bizi hayata yeniden bağlayan, yaşama bir anlam katan, insanın bu dünyadaki yaşama amacını gönüllere duyuran, aşkı ve irfanıyla özümüzü nisan yağmurları gibi besleyen bir kaynak olduğu görülecektir.










