İnsanlar yorgun. Birbirini tanımamaktan, sevmemekten, kendini doğru düzgün ifade edememekten… Sanki enerjimiz içimizde bir yerlere hapsolmuş gibi… Gönül kırgınlığı, tartışmalar, atışmalarla kalbimizi sakinleştirmeye çalışıyoruz. Halbuki içimizdeki enerjiyi sanatla, sporla, yürüyüşle, anlamlı ve faydalı meşguliyetlerle dengede tutmak gerekir.
Bir yandan içimize kapanırken öbür yanda kitle iletişim araçlarıyla içimizdeki manâyı umarsızca harcıyoruz. En değerli vakitlerimiz en boş işlerle geçiyor. Bu yüzden yorgun insanlar.
Şu yorgun, bezgin, durgun insanlar etrafına hep bir çıkış yolu arar gibi bakıyorlar. Çünkü bu yorgunluktan kimse razı değil. Nasıl razı olsun insan! En büyük sermayemiz olan ömür ve zaman, elimizden tanımadığımız kimselerce ve arkasında kimlerin olduğunu bilmediğimiz sosyal medya mecraları tarafından alınıyor. İnsan hızla tükeniyor, yoruluyor ve yıpranıyor. Zaman ise insanı ezip geçiyor.
Öyleyse bir kenara çekilip uzun uzun ne istediğimizi düşünmemiz gerekir. Geçip giden bu değerli zamanları, ömrümüzü, elimize neyin geçtiğini, bizden nelerin alındığını anlamaya çalışmak gerekir.
Zamanımızı tüketen şeyler bizi ve sahip olduğumuz en değerli şeyleri de tüketiyor. Yaşamak için gerekli şeyler manâ, yaşam enerjisi, duygu ve güzellik hissidir. İnsanlar bu yorgunluktan sıyrılmak istiyorsa bunlara sahip çıkmalıdır.










