Bu yorgunluğu, yaşanmış uzun devirlerin nihayetinde içimi dolduran bir duygu hâlinde gönlümde hissediyorum. Bu yorgunluk, öyle bir ömre sığacak bir hâl değil. Sanki çok beklemişim, çok fazla ümit etmişim, çokça çalışmış ve artık iyiden iyiye yorulmuş gibiyim.
Böyle bir yorgunluğu ancak yaşlı bir ruhla kurulabilecek bir yârenlik giderilebilir.
Maddî zevkler ve emeller peşinde koşan biriyle paylaşılamayacak kadar derin ve karmaşık duygular içindeyim. Belki de bundan dolayı yorgunum.
Dünyevî amaçlar bir şeylerle meşgul olmak için güzel lâkin hiçbiri içimdeki bezginliği alıp götüremiyor. İnsanların çoğu yorgunluğumu artırıyor. Sessiz kalınca, konuşmayınca ve doğada uzun vakitler kalınca biraz dinleniyorum. En azından içimdeki uğultuyu dinliyorum bir müddet. Nice zamanlar, devirler, yaşanmışlıklar bedenimden sanki bir sonsuzluğa doğru akıp gidiyor. Her şeyin geçip gittiğini duyuyorum.
Yaşanmış uzun devirlerden sonra hissedilen şey, sadece bir yorgunluk değildir. Uzun yılların ve devirlerin eseri olan bir duygudur bu.
Yaşlı ve yorgun bir ruhu bu dünyada dinlendirebilecek pek az şey vardır. Huzur gibi, güzellik gibi, her türden beklentiyi ve ümidi içimizden söküp atmak gibi… Beklemek, ummak, ümit etmek yaşlı bir ruhu daha da yoruyor. Böyle biri, dünyevî görevlerini yerine getirip bir kenara çekilmeli, o kimseler kendini anlamaya çalışmalı. Bu yorgunluğa tek çare belki de budur.










