Her şey gelip geçiyor hayatımızdan. Kederler, hüzünler, dertler, sevinçler, insanlar, olaylar… Sonsuz bir akış var. Biz de geçip gidiyoruz şu âlemden. Yıllar adeta birbirini kovalıyor.
Yaşadıkça anladığım şey, insana kalanın güzel hatıralar, duygular, niyetler, iyilikler ve güzel işler olduğudur. Kötülük hiçbir şekilde sahibine yaramıyor ve hem sahibinde hem de toplumda çok derin yaralar açıyor.
İnsanlar ve şu hayat gönlümü ne kadar yorsa da iyi biri olmak niyetiyle yaşıyorum. İyi biri olmak ve iyi kalmak zor bir şey, biliyorum. Fakat bundan başka bir seçeneğimiz yok bizim. Basit, sade, mümkün olduğu kadar gösterişsiz bir hayatın peşindeyim.
Doğa, en çok dinlendiğim ve kendimi en derin bir şekilde hissettiğim yerdir. Fırsat buldukça tabiatın güzelliklerine çekiliyorum.
İyiliğin ve güzelliğin gücüne inanıyorum. Tutunmak zor, bunu da biliyorum. Fakat herkes gibi ben de inandığım şeyler için yaşıyorum.
Anlamsız konuşmalara, maddi endişelere gömülü sohbetlere pek giremiyorum. Yaşadığımız hayatın insanlığa, insana ve bize bir değer katması gerektiğini düşünüyorum.
Hayatın bir yönü acımasızdır. Kırıp geçiyor insanı… Birçok kez kırıldım, yaralandım, yalnız kaldım. Yine de iyi biri olmanın gücüne inandım. Bizim sevmekten, affetmekten ve hoş görmekten başka pek bir seçeneğimiz olmadı. Ben de sevdim, affettim ve hoş gördüm.










