Uyku çoğu vakit insana bir tazelik duygusu veriyor. Yorulan beden, dağılan zihin, umudu yaralanmış bir kalp çoğu vakit uykuya teslimiyetle kendine geliyor.
Uyku esnasında unutmaya benzer bir hâl yaşanıyor. Bu hâl zihne pek iyi ve şifalı geliyor. Bence bu, ölüme yakın bir tecrübe demektir. Ölüm de derin bir uyku hâli demek değil midir! Yalnız, uyandıktan sonra geçmişteki şeyleri hatırlıyoruz. Ölmek ve dirilmek ise derin bir unutuş hâlidir. Bana kalırsa uykuyla ölüm arasındaki en derin fark budur. Fakat her ikisi de birbirine öylesine yakındır ki, çoğu zaman uyku ve ölüm beraber anılmıştır.
Dinlenmeye, tazelenerek hayata yeniden başlamaya, dinç bir zihinle yaşamı yeniden değerlendirmeye yardımcı olduktan sonra uyku çok gerekli ve önemlidir. Fazlasının, hele gün boyu yatarak pineklemenin insana zarar verdiğini ifadeye gerek yok. Benim söz ettiğim yorulduğumuzda ve içimize derin bir keder çöktüğünde toparlanmak ve dinlenmek için uyumak.
Başımı dertten, hüzünden kaldıramadığım vakit kendimi uykunun kollarına teslim ederek taze bir güç bulduğum pek çok olmuştur herkes gibi. O zaman hayat sanki yeniden başlamaktadır.
Zihnimizde ve bedenimizde duyduğumuz dinginlik ve huzur hâli; olayları ve durumları yerli yerince değerlendirmek için çok önemlidir. Bundan dolayı dengeli bir uyku, tazelenmek ve adeta yeniden doğmaktır.










