İnsan ilişkileri de rızıklarımız gibidir. Hayatın sırrı gereği tahmin bile edemediğimiz bir hayatı yaşarken ummadığımız kişilerle beraber oluyoruz. Arada derin bir alışveriş oluyor. Sonra da başka yerlere, yönlere sürükleniyoruz. İnsanlardan öğreneceğimiz şeyler bitmişse onlar da hayatımızdan çekip gidiyorlar.
Burada ilginç olan yok saymak türünden insan davranışlarıdır. Bir zamanlar görüştüğünüz kişilerle sonraki dönemlerde karşılaştığınızda o kimseler tarafından yok sayıldığınız oldu mu?
Arada kırgınlıktan yana bir şey yaşanmadığı hâlde birinin tanıdığı birini tanımamazlıktan gelmesi açıklanması zor bir kişilik zaafıdır. Tüketim kültürüyle yetişen biri bunu anlaşılabilir bir şey olarak kabul edebilir. Ancak vicdanî yönden bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur.
Yok sayan yok sayılır, demişti bir büyüğüm. Arada tatsız şeyler yaşadığım kimseleri arayıp özür dilemeyi tercih ettiğim olmuştur. İnsanlar bu dönemde zehirli bir iç dünyasına sahip olurlar. Buna dikkat etmek gerekir. Arayı bulmaya çalışmak size zarar verecekse son derece dikkatli olmak gerekir.
Sizi yok saymaya devam eden birisine yapacağınız şey bu durumda onu hiç rahatsız etmemektir. Bu, onu yok saymak değildir. Bir teşebbüste bulunduktan sonra gereğini yapmak ve bu kişiye hayatınızda yol vermek demektir. Çünkü sizin dünyanızda onun işi bitmiştir.
Yok sayan, insanları kolayca hayatından çıkaran biri zor bir psikolojiye sahiptir. İnsan ilişkileri bu kişilerin iç dünyasında aynen bir kıymık gibi yer edinir. Anlamsız davranışlarında iç dünyalarının kanayan yaraları vardır. Onlar için mazi insan ilişkileri bakımından tam bir çöplük gibidir.
Yok sayılmanın güzel bir yanı size hiçbir faydası olmayan kişi ve gruplardan uzak kalmanızdır. Bu iyi bir şeydir. Hem de size çok önemli bir şey söyler. Eğer vicdanınız rahatsa ve doğru şeyleri yapıyorsanız etrafınız temizleniyor ve siz iyi bir yolda yürüyorsunuz demektir.










