Aile, eğitim, kültür gibi kavramlar manevîyata dönük konulardır. Manevi değerler yitirildikçe bunlarda başarısızlık kaçınılmaz olur. Toplumun böyle konularda sergilediği tavır ve içinde bulunduğu durum çok önemlidir.
Toplum olarak birçok değerimizi ya kaybettik ya da kaybetmek üzereyiz. Birçok kültür değerimiz kayboldu. Toplum gösteriş budalası, yalaka ve değersiz tipler tarafından yönlendiriliyor. Ayrıca zehirli ve ayrıştırıcı bir siyaset iliklerimize kadar içimize işlemiş durumda. Eğitim ve aile konularında yaşanan sıkıntılar ortada. O zaman meselenin özünde ciddi bir durum ve niyet bozukluğu var demektir.
Bu toplum yapısı, bir toplum mühendisliğine karşı koyacak durumda değil artık. Motivasyonu oldukça düşük ve mutluluğunu kaybetmiş bir yığın hâline geliyoruz yavaş yavaş. İlgi duyduğu, vakit geçirdiği birçok şeyin insana ve topluma saldırı hâlinde olduğunu göremeyecek durumda. Haberler, futbol, siyaset, sosyal medya vb.
Bu insan artık bir değer ortaya koyacak hâllerden hızla uzaklaşıyor. İnsan yalnızlaşıyor. Güven ve sevgi duygusunu kaybediyor. Bunun üzerine çalışan baskın bir kötülük var bu dünyada. En güvendiğimiz mecraların kötülüğün ve kötülerin elinde olduğu su götürmez bir gerçektir. TV kanalları Türk toplum yapısı üzerinde ciddi tahribat meydana getiren bir cephe hâlinde bize uzun müddet zarar veren bir karakol hâlinde işledi. Eğitim ihtiyaç duyduğumuz insan tipini hiçbir zaman yetiştiremedi. Hatta ezkaza yetişenler soluğu ya yurtdışında aldı ya da düşman gibi bir kenara itildi.
Eğitim sistemimiz insani değerleri yüceltemiyor artık. İnsan bir kabiliyet olarak bu sistemde gelişemiyor. Bunun en temel sebebi eğitim sisteminin kendi tecrübelerimize ve ihtiyacımıza göre değil, güdümlü bir zihniyet tarafından bir toplum mühendisliği olarak ele alınmasıdır. Eğitimde ne yapılırsa yapılsın başarısız olunması temelde bununla ilgilidir. Ayrıca çıkarcı, cahil ve samimiyetsiz bir kadrolar eğitim sisteminin en büyük derdidir.
Aile yapımız dur durak bilmeyen tehditler ve saldırılar altında. İnsanlar maneviyatını kaybettikçe toplum ve aile çözülüyor. Boşanmalar artıyor. Çocuklar ve gençler manevî değerlerden, sevgiden, ilgiden mahrum kaldığı gibi ailenin okul olma özelliği de giderek kayboluyor. Toplumun içinde bulunduğu ağır enerji durumu, bundan kaynaklı bir huzursuzluğun derin ifadesidir.
Bu toplum, maneviyatı ağır yara almış bir toplumdur. Kültür, millet ve Türklük düşmanlarının istediği gibi güçlendiği bir sistemin içindeyiz. Bu yaralı maneviyatla kendimize, özümüze, öz değerlerimize samimiyetle yönelmekten başka bir çare bilemiyorum.










