Doğanın mucizeleriyle buluşunca hayatın tükenmeyen gelgitleri elinde kendimi ne kadar yorduğumu daha iyi anlıyorum. Doğa, sadelik ve basitliğin, az şey talep etmenin mükemmel sonuçlarını nefis manzaralar hâlinde gözlerimizin önüne seriyor. İçimizdeki gerilim gidiyor ondayken. Yerine huzur ve sakinlik geliyor.
Hissettiğimiz acılar ve içimizdeki dertler doğada, iğreti duran nesneler gibi duruyor âlemimizde. Sanki evimizin içine büyük bir tutkuyla yerleştirdiğimiz şeyleri oradan alıp gözden ırak bir yere koymak gibi doğal bir şey bu. İnsan tabiatın içinde o kadar büyüttüğü dertlerin, kişilerin, olayların pek de öyle olmadığını anlıyor. Anlaşılan o ki, doğa bize yeni bir bakış açısı sunuyor.
Bunun doğanın daima taze kalan güzelliğiyle de bir ilgisi olmalı. Bir devam hâlinde olan bu güzellik hissi, bize hayatın da tazeliğini ve yeniliğini hissettiriyor. Doğada yenilenmenin ve yeniliğin gücünü buluyor insan.
Buna doğanın mucizeleri demede sanırım bir beis yoktur. Ruhu yaralı, gönlü kırgın, hayattan bezmiş biri için doğanın sunacağı ilham, sevgi dolu hâller ve duygular elbette daima vardır. Biraz dikkatle bakıldığında hayatın kendisi gibi insan ve doğa da birer mucizedir.











