Modern hayatın dağdağası içinde insanlar çoğu vakit, dinlenmeyi ve sakin kalmayı ihmal ediyor. Zihin daimî bir bilgi ve bildirim yükü altında eziliyor. Beden hep bir koşuşturmaca içinde olduğunda ruh, asıl vazifesi olan seyir ve anlama hâline geçemiyor. Her şeye tepki vermeye devam ettikçe seyirden ve anlama hâlinden de uzaklaşıyoruz. Böylece gide gide aslında gerçek bir dinlenme hâlinden de mahrum kalıyoruz.
İnsanın dinlenmesi onun hiçbir şey yapmaması demek değildir. Dinlenmek, olan bitene anlam vermek ve hayatı değerlendirmek üzere aslında insanın etkin olduğu çok anlamlı ve gerekli vakitlerdir. Her şeye tepki veren, her şeyi paylaşan, gece gündüz sosyal medyada dimağını yoran bir insan dinlenmiyor demektir. Halbuki akıl, sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için dinlenmeye ihtiyaç duymaktadır.
Dinlenmekten kastımız, sakin ve sessiz kalmak, gereksiz kalabalıklardan uzak durmak, hayatın ve yaşadıklarımızın bize ne söylediğine kulak vermektir. Güzel, dolu dolu ve anlamlı bir hayat için bu son derece önemlidir.
Eğer hayatımızda TV ve sosyal medya hâkim bir yerdeyse zaten özümüz bir kalabalığın içinde bunalmış demektir. İnsanın dışarıdaki gürültüyü, karmaşayı evine taşıyan sosyal medya mecralarından uzak durması dinlenmek için elzemdir.
Bugünün insanı, olayların, durumların görüntülerin, dur durak bilmeyen bir haber ve görüntü akışının içinde boğuluyor. İnsanlar daima sıkıldıklarını söylüyorlar. Bunun da hayatın gerçek değerlerine gereken zamanı ayırmamaktan, sahte ve boş işlerle aşırı ilgilenmekten ileri geldiğini bir türlü kabul etmiyorlar.
Yaşadığımız, istila benzeri bir süreçtir ve insanın sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için dinlenmesi elzemdir. Aksi halde dünya zaten insanı bir değirmen gibi öğütmeye devam etmektedir. Her zaman yaptığı gibi...











