Hayatın kendisi aslında her insan için bir düzen kurma çabasından ibarettir. Dağılan, üzülen, yenilen ve yıpranan insan bir yaşama iradesi içinde -her ne olursa olsun- kaybettiği cennetini aramaya devam ediyor.
Düzeni, barışı, huzuru ve mutluluğu arama duygusu bir insanın asla kaçamayacağı bir şeydir. Sadece bunları zaman zaman dışarıda aramaktan yorulup içimizde de aramaya başlıyoruz.
İnsan örtülü bir âlem. Onda nice zamanlar ve devirler gizli. İçiyle sonsuz, dışıyla fânî bir varlık bu insan. Bizim asıl trajedimiz bu sonlu âlemde sonsuz duyguları, sonsuz mutluluğu ve huzuru aramamızdır. Daha da acı olanı ise içimizde bulmamız gereken şeyleri dışarıda aramaktır. Halbuki bir şey nerede kaybedilmişse orada aranır.
İnsanın bir görevi de maddî şeyleri mânevî tecrübelere dönüştürmek, eşyayı bir üst boyuta taşımaktır. Bu madde ve kayıtlar dünyasında bir üst idrake, bilince yükselmek kolay değil ancak dur durak bilmeyen arayışlarımız bunun doğal ve mecburî bir merhale olduğunu gösteriyor bize.
Kaderdeki sırrı belki bilemeyebiliriz, ancak dış dünyadan kendi iç âlemine çekilen birisi -eğer dengede durabiliyorsa- manâya yükselmek, yaşamın amacını anlamak ve hikmete sahip olmak üzere çok sağlam bir zemin bulmuş demektir kendine.
Her devrin tufanı, farklı şekillerde ve tezahürlerde yüz gösterse de aslında insanlığı yutan ve boğan bir mahiyetle karşımıza çıkıyor. Bugünün insanı da suya gark olmuş Nuh kavmi gibi medyanın, yalancı ve gösteriş budalası kimselerin, dengeyi kaybeden bir toplumun ve dur durak bilmeyen haberlerin elinde çırpınıp duruyor. İnsan maneviyatı pek nefes alamıyor.
Tufan zamanları yaklaşırken önemli olan şey, kendimize bir gemi inşa edebilmemizdir. O, bizim iç dünyamızdan başka bir şey değil. Bunun insanın sahip olduğu irfanı ve derin idrakiyle bir bağı var.
Gemi bizim iç dünyamızdır. Dışarıda her olursa olsun içinde bir seyir ve huzur hâlinde olabileceğimiz bir âlemimiz olmalıdır. Orası esasen belalı ve sıkıntılı zamanlarda sığındığımız bir gemidir. O geminin ana malzemesi de elbette derin bir anlayış, sevgi dolu bir gönül ve hayatın amacını anlayıp yorumlayan insan idrakidir.











