Amerika 4 Temmuz 1776’da kurulmuştur. 1787’de Amerikan Anayasası kabul edildi. 1789’da ilk başkan Washington oldu.
Amerika’yı, Anglo-Sakson Protestan kökenli Britanyalı göçmenler (İngiliz, İskoç, Galli; kısmen İrlandalı Protestanlar) kurmuştur. Günümüzde temsil çeşitlenmiş olsa da, kurumsal süreklilik ve güç merkezleri tarihsel Anglo-Amerikan elit mirası üzerine kuruludur. Öyle görülüyor ki 250 yıl önce Amerika kıtasında devlet ilan eden maceracı ve haydut göçmenlerin torunları bugün dünyamızı istila ediyorlar. Birinci Dünya Savaşına pek bulaşmayan ABD, II. Dünya Savaşı sonrası Alman Nazizminin mirasını tüm kurumlarıyla birlikte devraldı. Son 80 yıldır neredeyse tüm faşist, ırkçı, dikta yönetimlerin ve kötülüklerin arkasında ABD var. Post Nazizme yönelik olarak finanse ettikleri yerli iktidarları ayakta tutmak için öncelikle muhalifleri yok etmekle işe başladılar. Mesela 1947 yılında Osmanlı bakiyesi Türkiye ile yaptıkları ikili anlaşmalarla ülkeyi/devleti Amerikan mandası yaptılar. İlk iş olarak savunmasız bir muhalif olan Sabahattin Ali'yi yerli işbirlikçilerine acımasızca yok ettirdiler. Öyle ki daha o zamandan 'İçimizdeki Şeytan'ı ifşa eden Sabahattin Ali'nin halen nerede gömülü olduğu belli bile değil. ABD, 60'lı, 70'li yıllarda yükselen masum sol-sağ itirazlara bile tahammül edemedi ve askeri darbelerle yetiştirdiği kadroları sürekli iktidar yaptı. Avrupa zaten II. Dünya Savaşı sonrası kurtarıcısı ABD'ye göbekten bağımlı ve yıllardır sırayla Beyaz Saray'a gidip dünya diktatörlüğünün önünde ceket ilikliyorlar. Ortadoğu ve Afrika'daki çıkarlarına ortak olmak isteyen anarşist, diktatoryal itirazları bile nefes aldırmadan yok eden ABD şimdi yönünü Rusya ve Çin'e çevirdi. Şimdilik bu silahlı devletleri dünya ticaretini tekeline alarak boyun eğdirmeye çalışıyor. Venezüella, Irak, Libya gibi tam kontrol edemediği iktidarları içeriden ortadan kaldıramayınca doğrudan müdahale etti. Böylece zaten hiçbir yaptırım gücü olmayan Birleşmiş Milletler'i de fiilen ortadan kaldırmış oldu. Dünya hiçbir zaman böyle açık, zavallı bir hal almamıştı. Sovyet sonrası sözde yükselen muhalif siyasi İslami hareketler de kısa sürede darmadağın olup ABD'nin müttefikleri oldular. Yazılı olmayan, egemenlik hukuku denilen bir anlayış bin yıllardır var. Bu anlayışa göre hiçbir bağımsız ülke, devlet kendi haline bırakılamaz. Emperyalizme göre bu tip "bağımsız" devletleri gönüllü veya gönülsüz egemenlik hukukuna davet etmek şarttır. İşte bize öğretilen tarih yazımı budur. Yani aslında bizim gibi sıradan milyarlarca insana ait olmayan yazılı tarih söz konusu. Gerçekmiş gibi bize ezberletilen yalan tarihlerle bugüne kadar milyarlarca insan, halklar, uluslar heba edildi. Adına "Amerikan Politikaları" denilen Post Nazist hukuku küresel bir başkaldırıyla ortadan kaldırılmadıkça mevcut ve gelecekteki tüm insanlık kapımıza dayanan karanlık dönemin kaderini paylaşmaya devam edecek. Yazmanın ve düşünmenin bir önemi kalmayacak.
Hayırlı günler diliyorum.
09 ŞUBAT 2026 PAZARTESİ










