Şimdi ben, okuduğumda hayretler içinde kaldığım ve “her ne olursa olsun bu zihniyet değişmez.!” dediğim insanların bazı gerçekleri gördüklerinde nasıl da değişebileceğine ilişkin yaşanmış bir hikayeyi olduğu gibi paylaşmak istiyorum. Bu hikayeyle mehter marşını büyük bir aşk ve heyecanla söyleyen minik öğrencilere sırtını dönerek protesto edenlerin ne kadar da köklerine, tarihine ve atalarımıza düşman olan boş insanlar olduklarını bir defa daha anladım!
Bu, 64 yaşındaki Erdoğan düşmanı cezaevindeki CHP’linin Erdoğan’a hayran olma hikayesi:
“Ben dededen beri Chp'ye hizmet etmiş damarlarında Kemalizm akan bir aileden geliyorum ismim Haydar Aziz. Üsküdar'da oturuyorum. 15 Temmuz darbesinden 3 gün sonra işlediğim bir suçtan dolayı cezaevine girdim. 9 yıldan fazla yatıp tahliye oldum. Bu duygularımı hapse girdikten bir ay sonra sigara celatinlerine yazmıştım. 64 yaşında CHP'li sol görüşlü bir insanım. Şu ana kadar AKP'ye ve Tayyip Erdoğan'a karşı içimde hep nefret vardı. Erdoğan'ın gitmesini istiyordum, hele gece saat 10'dan sonra içkiyi yasaklamasıyla nefretim iyice arttı. Hep gitmesini istedim, seçimle gitmiyorsa darbeyle gitsin istiyordum. TRT'de spiker darbe gecesi ordu yönetime el koydu dedi. Yıllardır olmasını istediğim şey olmuştu, ama huzursuzdum. Sokaklardan gelen sesleri duyunca dışarıya çıktım, baktım herkes akın akın arabalarına koşuyor korna seslerini ve Allahu Ekber seslerini duyunca, savaş mı çıktı noluyor dedim. Milletin telaşını ve gözlerindeki öfkeyi görünce korktum, bu işin içinde bir iş var dedim, eve dönüp tv izledim.
Erdoğan milleti meydanlara çıkması için çağrı yapıyordu, ama o daha çağrı yapmadan millet sokaklara çıkmıştı zaten, gözümle gördüm. Sonra bir baktım TV'yi izlerken TRT basıldı, ateş eden askerleri gördüm havaalanları boğaz köprüsü insanlarla doldu taştı. Üzerlerine gelen tanklara kafa tutanları, tankın altına yatanları, havaalanında Erdoğan için ağlayan insanları, tankı durdurup üzerine binip tankı kışlaya götüren adamları, darbecilere geçit vermeyen kadınları, bağıranları, tekbir getirenleri, koskoca tankları, jetleri geri püskürten insanları gördüm, kıyamet kadar insan vardı sokaklarda. O sırada bende bir değişiklik oldu. Bunun vatan mücadelesi olduğunu, milletin iradesine karşı yapılan bir darbe olduğunu anladım. Geçte olsa bir şeyi daha anladım. Tayyip Erdoğan giderse vatan gider, ülke gider, millet gidermiş, doğruymuş yemin ederim. Gezi olaylarında insanlara dışarıya çıkmayın çağrısı yapıp, yüzde elliyi evlerinde zor tutuyoruz derdi Erdoğan. Ben de bize göz dağı veriyor, senin seçmenin sünepenin teki, dışarıya çıkacak yürek var mı onlarda der, adamları küçümserdim.
Şimdi anladım ki, o adamlar ölümü bile göze alarak çıktı dışarı. O adamlar 250 şehit verdi ama yine de bir tek sitem, bir tek kötü söz çıkmadı ağızlarından.
Yemin ederim o gece o meydanlarda canlarını ortaya koyarak mücadele edip hepimizin geleceğini kurtaran o insanların hiç tiksinmeden ayaklarını öperim şuan. Adamlar, ‘Abdülhamid'i öldürdünüz sustuk, Menderes'i astınız yoktuk, Özal'ı zehirlediniz yoktuk, ama Erdoğan'ı yedirmeyiz’ derken çok ciddilermiş. O gece anladım bu adamlar dünyaya meydan okuyacak, hatta yakacak kadar güçlü ve kararlılar. Tayyip Erdoğan'ın yanında ona çok bağlı halkı var, ama bunun dışında çok güçlü bir şey daha var onu koruyan. O partili şu partili demeden hepsinin bir anda toplanmasıydı, diğer sağcılar da vardı, birlik olmaları ayrı bir güzellikti. Bu olup bitenleri, milletin kahramanca mücadelesini tv'de izleyince hüngür hüngür ağladım, buna çocuklarım şahit. Dedim ki, bundan sonra ya fetoş'un yanında yer alıp vatanımı bu köpeklerle bölüşeceğim, ya da Erdoğan'ın ve milletin yanında yer alıp ülkemde özgürce yaşamaya devam edeceğim. Eskiden nefret ettiğim birine, hiç kimseye olmadığım kadar hayranım şu an.
Bundan sonra, her zaman yanınızdayım. Selamlarımla. (Haydar Aziz, 19.08.2016.)
Hayırlı günler diliyorum. 11 MAYIS 2026 PAZARTESİ










