Özgür Özel diyesiymiş ki “CHP bu ülkenin varlığının, birliğinin, bütünlüğünün, inanç özgürlüğünün, herkesin istediği gibi yaşamasının, istediği gibi giyinmesinin, istediği gibi ibadet etmesinin, istediği gibi eğlenmesinin teminatıdır.”
Duy da inanma.! Bu millet artık hiçbir şeyi unutmuyor.. Bunlar, konjonktürel sıkışma anlarında geçmişteki günahlarını unutmuş görünür ama ilk rahatlamada özel kodlarına geri dönüverir.! 2008’de üniversitelerde “türban”a serbestlik sağlanmasını öngördüğü Anayasa değişikliklerini iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi’nin kapısına koşanlar kimlerdi?! ‘dini ihmal ettik, hatalıyız, bir çıkmaza girdik, ilk fırsatta bundan kurtulmamız lazım’ deyip, türbeleri açanlar, bir tek de olsa İlahiyat Fakültesi’ni, İmam Hatip kurslarını, din dersini seçmeli yapanlar da bunlardı.! Ama bu millet, 1950’deki ilk serbest seçimde ‘Türk Baharı’yla manevi hayatına derin bir nefes aldırmayı tercih etti..Biz bunların silinmez günahlarından birkaçını sıralayalım: Bir müezzin kameti yanlışlıkla ‘Tanrı Uludur’ diye değil de ‘Allahu Ekber’ diye getirdiği için İçişleri Bakanı’nın Parti Genel Sekreteri’ne yazdığı resmi yazı Devlet Arşivleri’nde sırıtırken daha ne yazılabilir ki?!
Sirkeci Garı’nın hemen üstünde, Başbakan Turgut Özal döneminde yeniden cami olarak inşa ettirilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii yıkılıp Anadolu Saz Evi adıyla pavyon yapılmadı mı?! Aydın’da tarihî ve mimarî bir şaheser olan Cihanoğlu Camii ot deposu yapılmış, günün birinde yıldırım düşünce otlarla birlikte cami de yanmamış mıydı?! Şimdi bazı kıt zekalı dostlarım delil isteyecek ya da “iftira..!” diyerek tiyniyetlerini açık etmiş olacaklar.!
Cumhuriyet gazetesi, 5 Şubat 1934.! Alın size delil.! Gaziantep’te karargâh olan gazi Çınarlı Camii yıkılıp yerine kurtuluş anıtı yaptırılmadı mı? (Cumhuriyet, 8 Ocak 1936). Bursa’da 49 (15 Şubat 1937), Hatay’da 14 (23 Temmuz 1940), Kastamonu’da 15 cami ve mescidin (28 Mayıs 1937) gazetelerdeki satış ilanları da mı size hiçbir şey anlatmıyor?! Bursa’da Heykel’in karşısında Sarı Abdullah Camii ile birlikte Alaca mescidin yıktırıldığını da mı bilmiyorsunuz? Mavi Cami (Blue Mosque) diye namı cihanı tutan Sultanahmet Camii’nin Asker Alma Dairesi, Üsküdar’daki Atik Valide Camii’nin cephane deposu yapıldığı ve “içine hayvan bağlandığı”, Mihrimah Camii ile Aziz Mahmud Hüdai Camii’nin içine saman doldurulduğu ve Adana’da Yeşil Mescid’in ahır yapıldığı da mı yalan?! Bu arada 24 Şubat 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan faaliyet raporuna göre meğer Vakıflar Genel Müdürlüğü vakıf gelirlerinden tramvay ve kaplıca hissesi satın almış, yatılı okul yaptırmış, Ankara Hukuk Fakültesi’ni ve Ankara’da baloların düzenlendiği Ankara Palas’ı inşa ettirmiş. Bu arada Ankaraspor’a yüklü bir bağışta bulunmayı ihmal etmemiş.
Merhum Eşref Edib’in diliyle soralım: Okullardan din derslerini kim kaldırdı?! Kur’an cüzlerini evlerden kim toplattı?! Ezan ve kamette “Allah” demeyi kim yasakladı?! Dinî dernekler kurmayı kim yasakladı?! Kur’an okuyan âmaları bile yakalatan kimlerdi?! Din ulemasını tahkir edip süründürenler kimdi?!
Alay sancaklarından kelime-i tevhidi kaldıran, alay imamlığını lağv eden kimdi?! Bu arada Hıristiyanlar ve Yahudilerin ibadet diline ve ayin şekillerine , karışmayanlar, Müslümanların camide ezanı hangi dilde okuyacaklarını, kameti nasıl getireceklerini hem de kanunla düzenlemeyi laikliğe aykırı görmüyordu nedense.! O zaman sormazlar mı hani din ve dünya işleri birbirine karışmayacaktı?
Velhasıl Allah bir daha o günleri bu millete göstermesin! Bu ülke için milli güvenlik sorunu olanların çaresine bir an önce mutlaka bakılmalı.! Şimdi ben iftira atıp siyaset mi yapmış oldum?! Aptal..! Bunlar yaşandı.. Yaşayanların bir kısmı hala hayatta ve sağ.!
Hayırlı Cumalar diliyorum.
03 TEMMUZ 2026 CUMA










