‘Ölüm dağları’ndan umudun zirvesine doğru yol almak her millete nasip olmaz.! Geçmişin hatıralarını, atalarımız Şanlı Osmanlı’nın yaptıklarını, gerçek tarihin akışı içinde gelecek nesillerimize aktarmak gibi şerefli bir görevimiz var. Bir arkadaşım 1994 yılının Mayıs ayı.. diye başladı söze ve devamla; Güneş Gabar Dağı eteklerinden süzülüp kayboluyor. Güleşli Köyü’nde akşam yemeği zamanı.. O sırada camiden bir anons: “Bu akşam köyü boşaltmazsanız, yakılıp yıkılacak.!” Güleşli Köyü şok.! Güleşli köylüsü korku içinde.. Ağır panik.! Çoluk çocuk ağlıyor..
Gabar’ın ıssız eteklerinde..
Kadınlar ellerine ne geçtiyse evlerinden almış, gözü yaşlı yürüyor..Üç aşağı beş yukarı böyleydi 1990’lı yılların Şırnak’ı Hakkâri’si. Gabar’ı Cudi’si..!
Çatışmalar, ölümler, insan kaçırmalar.. Ölüm korkusuyla yaşayan köylüler, boşaltılan köyler, öğretmenler, doktorlar..
Birkaç yıl daha geriye gidelim.
1991 yılında Nadir henüz 7 yaşındaydı. Annesi ekmek pişirip sütü kaynatırken o arkadaşlarıyla köyün dar ve toprak sokaklarında koşturuyordu. Çocukluğundan gelen ekmeğin kokusu unutulur mu? İşte yine öyle bir gün..Abisi “korucu İsmail jandarmayla birlikte yine yola gidiyordu.
Nereye gidiyordu, o silahlar niyeydi? Sonradan öğrendi ki;
Gabar’ın Yılantepe’siyle ilgili ihbar gelmiş: “Teröristler geçiyor...”
Korucu İsmail 25 yaşında. 4 çocuk babası. Teröre karşı vatanın yanında..İşte o gün geliyor acı haber; meğer pusuymuş.! Meğer “alçaklık geçiyormuş” oradan.! Şerefsizlik ve soysuzluk geçiyor muş..!
Tam 17 kurşun çıkıyor şehid İsmail’in vücudundan..O sabah taze süt ve ekmek kokusuyla uyanan küçük Nadir; Annesinin yüzünde kararan bulutları görünce..Sıkılmış yumrukları ve gözyaşlarını görünce; Ne
olduğunu anlamaya çalışıyor.
Acı haber: “Abisi şehid olmuş.”
Gelelim bugüne..Nadir o günleri şöyle özetliyor: “Akşam yemeğinde sofrada oturuyorduk. Cami hoparlöründen bir ses geldi. ‘Bu akşam köyü boşaltmazsanız terör köyü yakıp yıkacak.’ Soframızı bıraktık. Gecenin karanlığında köyü boşalttık. Ağlama sesleri, bağırma sesleri... Ne zaman, nerede bize silah sıkacaklar korkusu. O korkuyu, o çektiğimiz sefaleti hiçbir zaman unutmuyorum.” İşte böyle günlerden geçip geldik. Ve önceki gün bir haber: “Abisinin şehid düştüğü Gabar’da işe girdi, petrol çıkartıyor...” Küçük Nadir büyümüş. Devlet şehit abisinin emaneti kardeşine kucak açmış.
Bir zamanlar pusuların, ölümlerin, terörün kol gezdiği Şırnak Gabar’da şimdi 100 bin varile yakın petrol çıkartılıyor.! Gelin görün ki nankör vatan hainlerine göre, çıkan petrol ya kalitesiz ya da millete yaramıyor.! Aslında bu hainlerin ağızlarını açacaksın ve geberene kadar çıkan Gabar petrolünü sıkacaksın..! Nadir de işte orada; Gabar’da çalışıyor..
Şehid abisinin mezarı birkaç kilometre ötede..Arada oraya gidip duasını ediyor. Dünyada bu kadar kanlı ve zorlu bir yakın tarih başka nerede görülmüştür acaba?! Kanlı terörün esir aldığı dağlar şimdi barışın ve umudun zirvesi haline geliyor. Gabar petrolü işte bunun sembolüdür.
Şehid İsmail’in emaneti küçük Nadir’in yıllar sonra petrol kuyusunda çalışıyor olması bir semboldür.! Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar “Ölüm dağlarından umudun zirvesine giden tarihi” işte böyle özetliyor: “Terörsüz Türkiye idealimizin en somut örneğidir Gabar. Bir zamanlar silah seslerinin yükseldiği dağlarda bugün üretimin sesi yankılanıyor. Ürettiğimiz her bir varil petrol, bağımsız Türkiye’nin gücünü simgeliyor. Terörün karanlığı değil, artık Gabar’da emeğin ve umudun ışığı parlıyor.” Hiçbir şey tevafuk değildir. Yıllarca Türkiye ekonomisinin kapanmayan üç kara deliği; Savunma sanayi, enerji/teknoloji ve terör.! Savunma sanayi müthiş bir hızla tam bağımsızlığa doğru ilerliyor. Teknoloji için uydudan kalp, akciğer cihazına kadar yeni nesil üretimler. Ve enerji için yatırımlar.
Enerji demek yalnızca evdeki elektrik ya da gaz değildir. O aynı zamanda bir milletin bağımsızlık enerjisidir.! Bütün bunları birleştirince Terörsüz Türkiye hedefinin ne anlama geldiği elbette daha iyi anlaşılacaktır.
Gelecek nesiller için düşüyorum bu notu.! Elbette “şehidlerin kanı yerde kaldı.!” naraları atanlara değil..Gabarlı küçük Nadir Bilik’in çocukları için..Çocuklarımız için. Bu vatanın gerçek sahipleri; toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlar için..
Hayırlı cumalar diliyorum. 28 KASIM 2025 CUMA










