Ülke genelinde iki gün boyunca süren ‘Kobani kalkışmasında’ kurban eti dağıtan Yasin Börü ve arkadaşlarının canice katledildiği.. Toplamda 46kişinin öldüğü.. 682 vatandaşımızın yaralandığı kanlı olayların kışkırtıcı talimatını verdiği gerekçesiyle Selahattin Demirtaş, 62 yıl hapis cezasına çarptırıldı.. Terörsüz Türkiye sürecinin safha safha ilerlediği bir dönemeçte, 1954’ten beri bağlı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden bir karar açıklandı: Türkiye’nin yargı kararına karşı çıktı AİHM..AİHM, Demirtaş’ın tutukluluk gerekçelerini geçersiz saydı.. Hükümet kanadının “Türkiye hukuk devletidir” odaklı yaklaşımıyla süreç asli zemininde ilerliyor..O AİHM ki; Şiir okuduğu için İBB Başkanlığı döneminde cezaevine atılarak siyaset yasağı getirilen Recep Tayyip Erdoğan’ın 1999’daki başvurusunu dikkate almadı..Erdoğan’ın başvurusunu 4 yıl boyunca işleme koymadı..
O süreçte Erdoğan cezaevinden çıktı, parti kurdu, seçimlere girdi, milletin oylarıyla iktidar oldu..
Nihayetinde Erdoğan, Başbakan olarak Meclis’e girdiği 2003 yılında başvurusunu geri çekti.
28 Şubat sürecinin sembolik zulmü: Başörtüsü yasağı..İnancı
gereği başını örttüğü için 1998 yılında İstanbul Üniversitesi’ne alınmayan Leyla Şahin’in başvurusunu 2004 yılında karara bağladı AİHM..! Kararda
“Başörtüsü yasağının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olduğu” savunuldu..
Başörtüsü yasağının; ifade ve din özgürlüğünü ihlal olmadığı.. Eğitim hakkını kısıtlamadığı.. Özel hayat ve aile hayatına saygısızlık taşımadığı.. vs..vs..Daha niceleri.!
28 Şubat cuntasının iktidardan indirip yargı eliyle kapısına kilit vurduğu Refah Partisi, 28 Şubat yargısının kapatma davasını AİHM’e taşıdı.. AİHM, 2001 yılında Refah Partisi’ni haksız, 28 Şubat yargısını haklı bularak parti kapatmayı meşru kabul etti. Sözde savunucusu oldukları demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine kapkara leke sürdü..
AİHM nezdinde dünya genelinde “ifade özgürlüğü ihlali” kararı verilen her 10 davadan 4’ü Türkiye’ye karşı.. Sanki dünyadaki bütün ifade özgürlüğü kısıtlamalarının yarıya yakını Türkiye’de işleniyormuş gibi.. Sadece 2023 yılında “adil yargılanma hakkı” ihlali olarak 17, “özgürlük ve güvenlik hakkı” ihlali olarak 16, “ifade özgürlüğü” ihlali olarak 10 defa Türkiye aleyhine karar verdi AİHM..Terör gibi en azılı suçlarda bile Türkiye’nin iç hukukuna cephe aldılar.. AİHM, münfesih terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın çeşitli dönemlerde yaptığı birçok başvuruda Türkiye’yi haksız buldu..Hakeza Demirtaş davası tam bu paralelde. FETÖ, DHKP-C gibi yargılamalarda da aynı tavrı sergiledi...Aynı AİHM, söz konusu Avrupa ülkeleri olunca “teröre” zerre hukuk kapısı aralamadı.
Mesela Şerif Budelal’ın şikayetini reddetti. İsminin açıklanmasını istemediği için mahkeme dosyalarında ‘K2’ olarak kodlanan bir kişinin, İngiltere tarafından ‘terör örgütleriyle ilintili olduğu gerekçesiyle’ vatandaşlıktan çıkarılması uygun
bulundu. Böylesine ideolojik, hukukiliği böylesine şaibeli bir yapılanma olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sözde adaletine göre adım atmak Türkiye’nin adalet mekanizmasını hangi aşamaya düşürebileceği bariz ve ortadadır.. Terörsüz Türkiye’yi arzuluyorsa Demirtaş ve DEM kadroları, AİHM gibi ideolojik Batı aparatlarına da sırt çevirip “Hem terörsüz hem bağımsız Türkiye” diyebilmelidir..
Hayırlı cumalar diliyorum.
19 ARALIK 2025 CUMA










