Günümüz bir tezatlar dünyasıdır ve bu mesele içimizde hazmedilmeden hiçbir şey halledilemez diye düşünüyorum.
Hakikatin, doğruluğun, gerçekliğin nalı ters çakılmıştır ve bu görüntüler, görünüşler, ideolojiler, yanılgılar, tartışmalar ve ego dünyasında çoğu vakit gerçek gittiğimiz yönde değildir. Dışarıda aradığımız içimize gizlenmiştir.
Dinle ilgili en çok bağırıp çağıranlar hakikatten habersiz olanlardır. Adalet diye bağıran bir siyasi pek âlâ bu kavramın düşmanı bile çıkabiliyor. Unvanına bakarak aldandığımız ve ilim sahibi sandığımız biri gerçek bir cahil olarak vaktimizi heba ediyor.
Bu tezatlar dünyasında atların nalı ters çakılmıştır. Bağıran, çağıran, iddia eden herkesten ve her şeyden uzak durmak; kendi kozamızda çalışıp huzurumuzu korumak durumundayız.
Biraz dikkatli yaşar ve insanların söylemlerine değil de tepkilerine bakarsak tezatlar dünyasının maskesi düşmeye meyillidir. Herkes nice yalanın içinde boğulup kalmış bir hâlde. Eski kalıplar, ideolojiler, cemaat algıları, düşman üreten herkes ve her şey birer birer yıkılıyor ve yıkılmaya da devam edecek.
Biz bu dünyaya düşman üretmeye gelmedik. Bir dost bulmaya geldik. Tezatlar dünyası gerçek düşmanı gizler de bizi dışarıdaki yanılsamalarla oyalar. Gerçek düşman nefsimizdir. Dostu bulduğumuzda terbiye görecek ve nihayet o da bir dost olacaktır.










