İnsanın bir sesi var. Öz varlığımızı duyuran bir ses bu... Kimi yazarlarda ve konuşanlarda biz o sesi duyarız. Sözlerin tadına doyum olmaz. Konuşan ve aslında söyleyen, daha derinlerde var olan birisidir sanki. Yûnus'un,
Bir ben vardır bende benden içeri
dediği gibi.
Ben bu sesin herkeste bulunduğuna inanıyorum. Fakat onu bulup da insanlığa sunabilenler pek azdır...
Yaşadığı acıyı bir türküyle dillendiren acılı bir kimse o sesi bulmuştur. Sohbet eder gibi yazan ve yazısını okuyana kendi gönlünü açan bir yazar da...
Herkes er veya geç kendi sesini bulur. Bunun ne zaman olacağı ise tamamen insana kalmış bir mevzudur.
Kendi sesini bulan birisi bu dünyada neyi istediğini, neyi aradığını anlamıştır. Bu yüzden nasıl yaşayacağını, nasıl konuşacağını ve yazacağını da bilir. İşin bu nasıl kısmı da apayrı bir konudur.
Hayatı herkes kendi penceresinden izleyen bir seyirci gibidir. Kendi sesini bulanlar manzaradan şikayet etmezler. Onu sadece tarif ederler. Bu da onların bu hayattan aldıkları lezzetin ifadesidir.
Kendi sesini bulanlar, bize hayatın nasıl yaşanması gerektiğini de öğretirler. Dahası ondan nasıl keyif alacağımızı da...
Kendi sesini bulan birinin yaşadığı hayat, aslında anlamlı bir şahitliktir. Onlar bize gönüllerinde duydukları anlamı sunan yolculardır.










