Bazı şeyler insanın gözünün önünden hemen akıp geçmemeli. Onlar gözümüzün önünde durmalı ve biz onların üzerinde derinlikli bir şekilde düşünebilmeliyiz.
İnsan dikkatini neye veriyorsa hayatı ve kaderi buna göre şekilleniyor. Hayatın özünden, güzelliğinden beslenebilmek, geçip gitmeyen bazı şeylerin üzerinde durabilmeye bağlıdır.
Anlamlı ve derin bir bakışı görmezden gelemezsiniz. Bir şeylerin üzerinde zaman zaman düşünürsünüz. Bir kitabı bir anda bitiremezsiniz. Altını çizdiğiniz ve tefekkür ettiğiniz satırlar olur bazen.
Bazı şeylerin üzerinde aylarca, yıllarca hatta bir ömür çalışmak gerekir. İnsan nefsi böyledir.
Dikkati, ilgisi, heyecanı çalınan bir insanın elinde pek bir şey kalmış sayılmaz. Bunlar içe dönük bir şekilde yine kendimize yönelmelidir.
Taşkın akan bir ırmakta, coşkun bir denizde derinleşemezsiniz. Hatta bunu yapmaya çalışmak bile tehlikelidir. Derinleşmek için sakinleşmek gerekir.
Kim kendi içinde derinleşmeyi ister ki diye düşünebilirsiniz. İnsanın eninde sonunda kaçamayacağı bir şeydir bu. Hayatı anlamak onda derinleşmeyi gerekli kılar.










