İnsanın hayatında daima sonsuz bir şeylerin olması gerekir. Bir tarafımız bir sonsuzluğa, ebedi şeylere bakmalı ve yönelmelidir içimizde. Aşk gibi, birlik gibi, muhabbet gibi şeylere... Yoksa heyecanlar ve hevesler geçip gittikten sonra bu hayatın tahammül edilebilir bir yanı pek yoktur.
Biz her şeyi bir sonla beraber düşünürüz. Son olmayınca hiçbir şeyin tadı tuzu olmayacakmış gibi... Şu sonsuz kelimesi bile ebedi olana nasıl bir anlam verdiğimizi, onu hangi referansla değerlendirdiğmizi tek başına ifade ediyor.
Bazen bir sevgilinin bakışı ve o derinlikte bulduğumuz duygular, bazen hoş bir nağme, bazen hayatın kendisi, bazen de bir manzara bizi o sonsuzluğa yaklaştırır. Yani ister kabul edelim ister etmeyelim hepimiz bir sonsuzluğun peşindeyiz. Gökyüzünün derinliği, denizin enginliği, ufkun güzelliği, müziğin âhengi... Ruhumuza iyi gelen şeylerin hepsi de sonsuz olandan beslenir.
Hayatın güzelliği de esasen buradadır. Madde ne kadar sınırlı olursa olsun, sonsuzluğun var olduğunu bilmek yaşamanın da temel bir motivasyonudur.










