İnsan bir şeylerle meşgul oldukça hayat ve diğer insanlar onu izler. Çalışmak, çalışabilmek ve üretmek büyük bir güçtür. İnsanı hayata bağlar.
Pasif kaldıkça insan hayatı ve olup bitenleri seyreder, böylece hadiseler ve insanlar hakkında durmadan konuşan bir varlık hâline gelir. Kendi merkezinden uzaklaşır. Silik bir nesne hâline gelir.
Hep başkalarını seyretmek kolaydır. Çoğu kimse bunu yapar. Öyle ki, bu seyrin sonu hiç gelmez. Bir şey yapmak için harekete geçmeyen insan, hayatı yaşamayan bir figürden öteye geçemez. Ne yazık ki, çoğu insan böyle yapar.
Sosyal medyada ve ekran başında bedenen hiçbir şey yapmadığı hâlde kendini daima yorgun hisseden insanların hâli bu hayatı yaşamadıkları içindir. O manevî yorgunluk esasen bir bıkkınlık ve tükenmişlik hissidir.
İnsan çalıştığı için yorulmaz. Çalışmadığı için yorulur. Bu yorgunluktan da ötede bir yılgınlık halidir. Öyleyse çalışmak bu hayata tutunmak demektir. Bir insana ve topluma verilebilecek en önemli şey, anlamlı meşguliyetlerdir.










