İnsana artık laf hükmediyor. Medyanın, her şeye laf yetiştirmek istemenin, dezanformasyonun bizi getirip bıraktığı yer burası.
Ekranlarda görünen yüzlere bakın. Saatlerce konuşuyorlar. Yalnız birçoğu boş konuşuyor, gereksiz konuşuyor, kendini ve toplumu kandırıyor. Söylediklerini tartsanız topluma bir gram faydası olmayan laflarla oraları işgal ediyorlar.
Sözün, konuşmanın gide gide bir anlamı kalmadı. Önceden sözün bir ağırlığı vardı. Konuşan dinlenir, çoğu büyüğün sözüne itibar edilirdi. Belki insanlar birbirine daha çok itimat ediyordu o vakitler. Şimdi yalanlar çoğaldı. Görüntüler bile yalan söylüyor.
Yalan insanı ve toplumu mahvetmeye yeter bir derttir. Tarihte hiçbir millet bu kadar yalana tahammül edemedi. Tarih sahnesinden silinip gittiler. Ben medya ve siyaset dilini, insanlığın kendi kendini yok eden bir işleyişi olarak görüyorum. Toplum kendini yok ediyor. Manevî kıymetlerimiz talan ediliyor. Bunda da yalanın inkâr edilemez bir rolü var. Yalanın olduğu yerde güven yoktur. Güvenin olmadığı yerde ise her şey tehlike altındadır.
Birileri çıkıp yalanın insanı ve toplumu yok ettiğini, bu gösteriş budalası tiplerin ve yalancıların elinde hiçbirimizin güvende olmadığını anlatması gerekir. Siyasi ve sanatçı kimliğiyle gözüken çoğu kimseye güvenmiyorum. Bunların dünyanın en büyük yalancıları olduğunu düşünüyorum. Hiçbirinin sözünün konuşmasının bir ağırlığı yok. Sözlerini hayatları ve icraatları yalancı çıkarıyor. İnsanlık şu dönemde bunlardan çok çekiyor. Yalanın devri hüküm sürüyor.










