İnsan ilginç bir varlık. Maddi şeyler hayatında tamam olunca mutluluk gelecek sanır. Ne maddi şeyler tamamlanır ne de bunların peşinden mutluluk gelir.
İnsanın bu dünyada aradığı şey manevî olduğu için onu hiçbir maddeyle ölçemezsiniz. Yani mutluluk bazı manevî hallerin temin edilmesiyle mümkün olabilecek bir şeydir. Bunun için bu dünyanın gelip geçici bir yer olduğu düşüncesi iyice gönle sindirilmelidir.
Maddi şeylerin gelip geçici bir tatminden öte bir şeye yaramadığı, bunların bir yerden sonra insana sıkıntı verdiği kabul edilmelidir. Sade bir yaşamın, tokgözlülüğün ve içimize dönmenin mutluluk için ne kadar gerekli olduğu bilinmelidir. Başkalarını üzmek sonunda kendimizi üzmektir. Bu iyi anlaşılmalıdır.
İnsan yukarıda sıralamaya çalıştığım durumları kolay kolay kabul etmez. Bazı şeylerin yaşanması gerekir. Tecrübe dediğimiz şeyin karşılığı hayatın kendisidir. Bu satırların yazarı da bunların en azından bir kısmını bir bedel karşılığında öğrenmiştir.
Mutlu ve huzurlu bir insan bence iç âleminde yaşamayı başarabilen birisidir. Dış dünya manevî tekamül için yaratılmıştır. Her türden olay, insanlar ve eşyalar ona bir şeyler öğretir. O sadece izler. Gönül kırmadan geçip gitmenin derdindedir. Bir yerde kendini korumak üzere herkesin huyuna suyuna göre davranır. Bu durum aslında kötü düşüncelerin önüne geçmek, muhabbetin devamlılığını sağlamak içindir. Hem de insana saygı budur.
Mutlu olmak insan ilişkilerine dikkat etmeyi gerekli kılar. Herkes duygusal ve fikri bir alışveriş hâlindedir. Kimden ne aldığınız, kime ne verdiğiniz çok önemlidir. Bir insandan ilham da alabilirsiniz zehir de... Buna çok dikkat etmek gerekir. En önemlisi şu asla unutulmamalıdır: Mutluluk için en önemli mesele sizin insana ve bu hayata ne verebildiğiniz, kaç yaralı kalbe dokunabildiğiniz, yaşamın güzelliğine ve devamına ne kadar hizmet edebildiğinizle ilgilidir.










