İnsan, hadiseleri sindirmek üzere bir kenara çekilir bazen. Uzun uzun düşünmek, yaşananları hayatımızda yerli yerine koymak için bu gereklidir. Özellikle sakin tefekkür anları insana bunu verir.
Düşünmek ve anlamak üzere bazen bir kenara çekilmek çok elzem bir şeydir. Çünkü insan düşündükleri ve duygularıyla bu âlemi beslediği gibi yaşadıklarından ve âlemdeki şeylerden de daima bir tesir alır. İnsanın yaşamı bir şahitlik olduğundan bunun kabullenilmesi ve yaşadıklarımızdan dersler çıkarılabilmesi için yalnızlığa, sessizliğe, sakinliğe ihtiyacımız vardır. Bu yüzden sakin kalmak dengede kalmak demektir bu hayatta.
Ne kadar çalkantılı bir hayattan geçse de sonuçta insan bir denge âlemidir. Bunun kaynağı da insanın sahip olduğu sırdır.
Âlem yüzünü daima ona döndüğü hâlde insan da kendi özüne yönelip var oluş sebepleri üzerinde düşünmeli, kendini bilmeye ve anlamaya yönelmelidir. Böyle yaptığında insan çoğu zaman hadiselerin, kişilerin, duygu ve düşüncelerin elinde savrulan iç dünyasını bir yere toplamaya çalıştığını, tabir yerindeyse merkezini bulmak için kendine yöneldiğini fark eder. Aslında sakin kalabildiğimiz zamanlar bunu en çok yapmaya çalıştığımız vakitlerdir.
İçimizde bir yerlerde huzurumuzu ve varoluşumuzun anlamını besleyen bir şeye ulaşmaya, ona dokunmaya çalışırız. Böylece sonuçta dağılan iç dünyamızı bir yere toplamak, huzuru ve dengeyi bulmak daha bir mümkün olur. İnsan bunu her zaman başarır.










