İnsanın en güçlü duygularından birisi onun bir şeyden memnun olmasıdır. Memnun olmak herhangi bir gösterişe gerek duymadan bakışlarla ve hâllerle kendini belli eder.
Bu meselenin bir başka yönü ise memnuniyetsizliktir. Memnuniyetsizlik çoğu zaman eğer bir tedbir alınmazsa birçok konuda sonun başlangıcı olarak kabul edilebilir.
Tarih bize göstermiştir ki, geniş kalabalıkların memnuniyetsizliği çoğu zaman bir devrin, bir ideolijinin, kişi veya grupların sonunu getirmiştir. Memnuniyetsizliği hafife alan biri bunun tezahürlerini er geç hayatında görecektir.
Bütün sistemler, liderler, partiler, okullar, üniversiteler, gruplar vb. insanın mutluluğu, huzuru, gelişimi için vardır. Buna hizmet etmeyen her başlıktan eninde sonunda vazgeçilir. Yalnız bunlar çoğu zaman bir aşamadan sonra bir ceza hâline bürünebiliyor ve toplumun başına bir bela gibi çullanabiliyorlar. Toplum, memnuniyetsizliğini her zaman öyle veya dışarıya vurur. Fakat nefis ve çıkar, bunu görmeye engel teşkil eder.
Memnuniyetsizliğin en önemli yanı şahsi hayatımızla ilgilidir. Hayatından memnun olmayan biri mutlu da değildir. Memnun değilsek kötü giden bir şeyler var demektir.
İnsan ve topluma hangi ruh hâlinin hâkim olduğu önemlidir. Memnun olmayan insan ve topluluklar asla mutlu değildir. Öyleyse kişi memnun olmadığı ve kendisinden de memnun olunmadığı zamanlarda bunun hâl çaresi üzerinde durmalıdır. Memnuniyetsizliğin sebepleriyle ilgilenmek ve bunları ortadan kaldırmaya çalışmak bir insanın dünyada yapabileceği en akıllıca işlerden birisidir.










