Hiçkimseye bir şeyi ispatlamak zorunda değilsiniz. Hatta kimseye bir şey anlatmak zorunda da değilsiniz.
Dikkat etmek gerekir ki, sürekli bir anlatma isteği anlama çabamızın bir yansıması olmasın. Yani çoğu insan, zihninde bir konuda berrak bir düşünce hâline varamadan bir heyecan sâikiyle söze, lafa, konuşmaya yöneliyor. Aslında anlattığı şeyler onun ham duyguları ve düşünceleridir. Biraz demlendirse insan söylediklerinin çoğunu ifade etmekten vaz geçebilir.
Bu ne kadar mümkün olur bilemem ama, insan duygu ve düşüncelerini anlatmada acele etmemelidir. Sözler ve konuşmalar berrak olmalı ve niyetimizi tam anlamıyla izah etmelidir.
Çoğu meseleler, sözlerin neyi ifade ettiğinin bilinmemesinden ileri gelir. İçimize doğan bir heyecanla duyguların ve düşüncelerin hemen ifadesi insanlar arasında kapanması zor mesafelerin oluşmasına sebep olabiliyor.
Gerçi iletişim imkanlarının hızlı gelişimi insanları fevri hâle getirdi. Herkes her şeye doğrudan dalabiliyor. Rahatlıkla gönül kırabiliyor. Vehmini besleyen işlere girişebiliyor. Bunun insana çok zarar verdiğini söylemeye gerek bile yok.
İnsan söylediği, paylaştığı şeylerle kendine zarar vermediğinden emin olmalıdır. Kendimizi ifade edebileceğimiz imkanlar olarak yazmak, günlük tutmak, sohbet etmek hâlâ geçerliliğini koruyan ve insana çok şey kazandıran imkânlar cümlesindendir. İlle de kendimizi ifade etmek istiyorsak bunun bize zarar vermediğinden, huzurumuzu alıp götürmediğinden emin olmalıyız.












