Çocukluğumdan bu yana hayatı hep derin duygularla tecrübe ettim. Oynarken ve eğlenirken de öyleydi. Tecrübe ve öğrenme, hayatımızın merkezindeydi. Ancak, yaşamak daha çok duygusal bir şey oldu benim için. Gönlüme uymayan işleri pek yapamadım. Yaptığım şey gönlümden geliyorsa hayatımı çok bereketli yaşadım.
Hayatımızda duyguyu derinden yaşamanın tesiri vardır. Bu bizde de öyleydi. Yaşadıklarımız etimiz ve kemiğimiz gibi bize ait şeylerdi. Sevinci ve üzüntüyü hep derin yaşadık. Hayatımın geri kalanını da böyle yaşamak istediğimi erken fark ettim. Bu sizde derin bir farkındalık ve huzur hâli meydana getirir. Fakat yine de yalnız kalmanın önüne geçemedim.
Sadelikte, inzivada, gösterişten uzak yaşamada derin bir huzur buldum. Kendimde derinleştiğim, içimde bir huzuru yaşadığım vakitlerim çoğaldı. Ancak içimde derinleştikçe hayatın dağdağasının nasıl gönül yorduğu gerçeğini, bizi bizden nasıl uzaklaştırdığını da derinden duydum.
Bir ormanda yalnız başıma yürüdüğüm zamanları dünyanın hiçbir zenginliğine, servetine değişmeyeceğim vakitler yaşadım. Aradığımın sessizlik, sakinlik ve hayata güç veren iradeyi anlamaya çalışmak olduğunu biliyordum.
Dış dünya ve insanlar, içinde zaman zaman bulunduğunuz başka bir âlem oluyor böyle vakitler. Beklentiler ve insanların ne söylediği ve düşündüğü ironik bir şekilde umurunuzda bile olmuyor. Huzura ve gönlünüze göre bir hayatı yaşamayı tercih ediyorsunuz.
Tıpkı çocukluğumun oyun ve eğlencelerinde olduğu gibi sessiz ve sakin vakitlerim gide gide yaşadığım en güzel zamanlarım oldu. Böyle zamanlar duyguyu ve ilhamı derinden duyuyorum. Belki hayatın kendisi olan mânevî hâller yaşıyorum.
Yaşamak, meşgul olduğumuz şeyle mevcudiyetimizi doldurmaktır. İnziva halindeyken sahip olduğum güzelliklerden biri budur. Ormandaysam ağaçları, kuşları, toprağı, havayı derinden duyuyorum. Huzuru bulmada bunun çok yararını gördüm. Kendi hâlimdeysem derdimi, sevincimi derinden yaşıyorum. Gönlümden gelince yazıyorum. Her ne yaparsam yapayım gönülden gelsin istiyorum. Çünkü bu hayat samimiyetsiz işlere ve uzun emellere vakit ayıracak kadar uzun değil.












