Akşemseddin hazretleri, kaleme aldığı eserlerinde insanların dertlerine şifa olacak reçeteler sunmaktadır. Bunlardan bir kısmını meşrebimize göre çeşitli eserlerinden toparlamaya çalıştık. Aşağıda Akşemseddin hazretlerinin bazı eserlerinden aldığımız sözlerine yer verilmiştir:
“Ben ibadetimi mahsûs Allah'a ederim. Gayrıya meylim yoktur. Pes dünya bana hizmet eyler.” (Menâkıb-ı Akşemseddin’den)
*
“Adleylemek (adaletle hükmetmek) padişaha velâyet ve kerâmettir.” (Menâkıb-ı Akşemseddin’den)
*
“Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) rûhdur, kudretini evliya libasından zâhir kıldı.” (Makâmât-ı Evliya’dan.)
*
“Velâyet sahipleri şu görünen beşer gibi, insanların kimini dine dahil edip kimini dinden çıkarmazlar.”
*
“Hak Teala’nın âdemi âleme getirmesinden maksat, Resulullah hazretlerinin mübarek vücudunun miraç kılmasıydı, kıldı. Âleme çeşitli faydaları oldu. Hâlen öyledir.” (Erenlerin Makamları’ndan)
*
“Bu kadar söz, Hakk’a tâlip olan kişiye halkın faydasının olmayacağını anlatmak içindir.” (Erenlerin Makamları’ndan)
*
“Allâh velîleri halk içinde Allâh’ın sırları; yeryüzünde Allâh’ın nûrları, dîn-i İslâm’ı korumakda Allâh'ın mıhları; kâfirler üzerine Allâh’ın çerileridir.”
“Evliyânın namâzı odur ki, dîdâra karşı müşâhid olmadığında tekbîr getirip elini bağlamaz. Bu namâzın her rekâtı yetmiş bin rekât yerine geçer. ‘Allahuekber’ dedikten sonra, kişinin gönlünü dünya işlerine bağladığı namâz namâz değildir. Hak katında azîz, mükerrem ve muazzez namâz evliyaullahın kıldığı namâzdır. Evliyânın Hak ile olmadığı hiçbir an yoktur ki namâz kılarken Hak ile olsun da namâz kılmadığında Hak ile olmasın!”
*
“Manevi mertebe arttıkça belalarla sınanırsın.” (Risale-i Nuriyye’den)
*
“İster velî, ister nebî olsun, bir emir, hüküm veya ilâhî haber Allah tarafından onların kalplerine bildirilmeden hiçbiri söz söylemezler.” (Erenlerin Makâmları’ndan)
*
“Bu tarîk (yol) enbiyâdan evliyâya kaldı. Şu bilindi ki hiçbir velî, mürşidsiz menzile erişmemiştir. Nitekim Resûlullah: ‘Mürebbîm olmasaydı, Rabbimi bilemezdim.’ Ve yine: ‘Şeyhi olmayanın dini yoktur.’ demiştir.”
*
“Resûlullah (sallallahu ‘aleyhi ve selem) Hazreti’nün mübârek rûhı zâtın âyînesidür. Erenler dîzâra o âyineden müşâhid olurlar. Zât andan gayrı nesneden müşâhid olunmaz.”
*
“Şehadetin en yüksek mertebesi şehadet edilenin yüceliği kadardır.” (Risâle-i Zikrullah’tan).
*
“Mihnetler, erenlerin cevherlerini ve gökçek sıfatlarını meydana çıkarır. O cevherler Allâh katında erenlerin kıymetine ve kadrine delâlet eder. Öyleyse kişinin Allâh katında kadri ve kıymetinin var olduğu mihnetinde âşikâre olur. Mihnet, dünyası olmamakla ve dünyasından bir pâre eksilmekle olur.” (Akşemseddin, Zâhid Bizi Ta‘n Eyleme, Def‘ y Metâ‘in / Kâşifü’l-Müşkilât Hall ü Müşkilât veya Ta‘-ı Tâ‘inîn [Çeviri Metin, Sadeleştirme, Tıpkıbasım], Haz.: Mustafa Tatcı-Gülten Küçükbasmacı, H Yayınları, İstanbul 2024, s. 292.)
*
“Erenlerin gökçek sıfatları, sabredip belâ içinde durduğu mikdar kadar artar. Yani sabır, tevekkül, kanaat ve hilm sıfatları belâ içinde çok duranda çok hâsıl olur, belâsı az olanda az hâsıl olur. Belâya sabrettiklerinden erenlerin gönülleri gözgüsü (aynası) saf olur, pak olur. Nefsleri yaramaz (kötü) huylardan temizlenir (saflaşır).” (Akşemseddin, Zâhid Bizi Ta‘n Eyleme, Def‘ y Metâ‘in / Kâşifü’l-Müşkilât Hall ü Müşkilât veya Ta‘-ı Tâ‘inîn [Çeviri Metin, Sadeleştirme, Tıpkıbasım], Haz.: Mustafa Tatcı-Gülten Küçükbasmacı, H Yayınları, İstanbul 2024, s. 293.)












