Hayatın hakiki değerleri saygı görüyor mu?
Günümüz insanı büyük ölçüde değer karmaşası yaşıyor. Gerçek değerleri fark edemeyecek bir karmaşa içinde bulunuyor.
Sosyal medyada takipçi sayısı yüz binleri, milyonları bulan birisi kendine pek güzel konfor, geçim, rahatlık temin edebiliyor. Hatta böyleleri makam sahipleri tarafından da genel kabul görüyor.
Öte yandan samimî, çalışkan ve dürüst insanlar her seferinde yalnız kalmaya mahkum.
Değer kayması eğitimde pek çok defa görülen bir durum. Kağıdınız belgeniz tamamsa işleri tam yaptığınıza dâir genel kabul var. Öte yandan eğitimin toplumun ihtiyacını karşılamadığı gerçeği genelde göz ardı ediliyor ve sorunların üstü örtülüyor.
Bürokrasi ve devlet kurumlarının gücü kullanılarak değer kayması meşru bir zemine konabilir. Ancak devlet, elbette bunun da hesabını yapıyordur. Kişi, kurum ve çeşitli oluşumların neler yaptığını öyle veya böyle takip ediyordur.
Değer kayması yaşandığı vakit, kıymetli işlerin alt üst olduğunu söylemeye bilmem ki gerek var mı? Değeri düşük işlerle insanı ve toplumu oyalamak, ahlakî normları çiğnemek, insanın vaktini enerjisini ve parasını boş işlerle tüketmek değer kaymasının yaşandığı zamanlarda çok görülen durumlardandır. Bugün bunu bol bol yaşıyoruz. Toplumun ve insanın gerçek değerleri kenara köşeye atılıyor, üzerinde bile durulmuyor. Kötülüğün karşısında insan ve toplum savunmasız bırakılıyor.
İnsanın ve toplumun neyin gerçekte değerli olduğunu teşhis edecek bir irfanla yaşaması gerekir. Edebî türlerin çoğu bu konuda zengin içerikle dolu. Atasözleri, masal, menkıbe gibi... Ancak bunun için konforumuzdan taviz vermek gerekebilir. Çünkü bu hayatta neyin gerçekte kıymetli olduğunu bilmek, rahatsız edici bir şeydir.












