Bazı şeylerin sandığımız gibi ve pek de değerli olmadığını anlamak üzere hayatın birçok cümbüşüne şahit oluruz. Hayat bize neyin değerli olduğunu pek çok zaman biraz acımasız bir şekilde öğretir. Tecrübe dediğimiz şey, tam da budur. Bu yüzden bizim geçtiğimiz yollardan geçmek zorunda olanlara başlangıçta bir şeyler anlatmak zor bir meseledir.
İnsan hayallerine, kendi düşüncelerine ve vehimlerine çok fazla önem vermenin çilesini kendi çeker. Hayatın ona sunduğu acı zehri kendi yudumlar. Bir başkasının insana, geçeceği yollarda hâllerden bahsetmesi çoğu vakit pek bir şey ifade etmez. Fakat az da olsa tecrübeye değer verenler vardır bu hayatta. Ancak insanın bir şeyi öğrenmesi güçtür. İçinden gelmesi yahut bizzat tecrübe dediğimiz âlemle tanışması gerekir onun.
Hayatın zehrini yudum yudum içmiş, ayrılıklar görmüş, yenilmiş, yalnız kalmış bir insan başkalarına bir şey anlatacağım diye uğraşmaz. Yaşamını en güzel, en değerli nasıl geçirebilir, buna bakar. Çünkü bilir ki, insan söz konusuysa tecrübe etmek kaçınılmaz olacaktır. Tecrübe ona, bunu söyler. Bu yüzden de hayatı ve insanları yargılamadan seyretmenin yaşamın bizden istediği şey olduğunu düşünürüm.










