Donald Trump, 2024 kampanya döneminde sahnelerde devleşirken seçmenine söz vermişti… "Artık sonu gelmez savaşlar yok."..!
Bugün, 2026’nın Mart ayında, dünya bambaşka ve çok daha karanlık bir tabloya uyanmış durumda. Savaşın ilk günlerinden bu yana, İran'ın nükleer tesislerinin bombalanması, askeri varlığının hedef alınması ve dini lider Hamaney’in öldürülmesi Beyaz Saray tarafından "tarihi bir başarı" olarak pazarlandı. Ancak saha bize başka bir şey söyledi.!
ABD, İran donanmasını sulara gömmüş olsa da Tahran'ın binlerce ucuz dronunu ve füzesini durdurmayı başaramadı..Trump'ın "her şey kontrol altında, kazanıyoruz, yolun sonuna geldik" söylemleri büyük bir çelişki.! Bu, Amerika'nın yeni nesil savaşa ne kadar hazırlıksız yakalandığının itirafı aslında.
Trump, bir yandan gövde gösterisi yaparken diğer yandan müttefiklerinden "Gelin şu Hürmüz Boğazı’nı beraber açalım" diyerek yardım dileniyor. Müttefikleri bir yana küresel rakibi Çin’e de aynı çağrıyı yaptı. Trump yönetimi sadece sahada değil, içeride de büyük bir sarsıntı yaşıyor. Terörle mücadele yetkilisi Joe Kent'in istifası, buzdağının görünen kısmıydı. Kent, savaşın "İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısıyla" çıkarıldığını öne sürerek istifa edince, devletin cevabı Kent’e yönelik FBI soruşturması oldu..Kent, Charlie Kirk suikast girişiminin arkasındaki "İsrail parmağını" kanıtlamaya çalışmakla suçlanıyor. Bu durum, Washington'da "başkanın sadıkları" ile "devletin memurları" arasında geri dönülemez bir iç savaşın başladığını gösteriyor.
Cumhuriyetçi seçmen artık Trump'ın açgözlülüğünün ve kişisel hırslarının, kendi hayatlarını tehlikeye atan ulusal güvenlik tehdidine dönüştüğünü fark etmeye başladı.
Washington'da tartışılan en büyük soru şu.. "Bu kadar para nereye gidiyor?" "Yeni Gazze" gibi projelerle Gazze sahiline lüks binalar dikmeyi hayal eden çevreler, şimdi de İran ve Körfez’deki yıkımı bir "yeniden inşa fırsatı" olarak görüyor.! Bunlar mangırı buradan götürecek de madalyonun diğer yüzünde Amerikan halkı, yoksullaşan ABD çiftçisi var. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla gübre üretimi için gereken gaz akışı durdu. Zaten yüksek faizle boğuşan Amerikan çiftçisi, işletme giderlerinin %35’ini oluşturan gübreyi artık alamıyor. Trump’ın en büyük seçmen kitlesi olan kırsal kesim, bugün gıda güvenliği krizi ve ekonomik yıkımla baş başa.
Herkes petrol fiyatlarındaki artışlardan bahsediyor ancak, silah tüccarları ve emlakçılar servetlerine servet katarken, Amerikan halkı markette iki katına çıkan ekmek fiyatıyla da savaşı iliklerinde hissediyor. Peki, bu kaosun asıl kazananı kim? Cevap Washington'da değil, Pekin ve Moskova'da saklı sanki.ABD, tüm stoklarını ve pahalı füzelerini İran'ın ucuz dronları üzerinde tüketirken, asıl rakibi olan Çin karşısında savunmasız kalıyor. Uzmanlar, Çin ile olası bir Tayvan çatışmasında ABD'nin füzelerinin sadece 8 gün içinde bitebileceğini öngörüyor.
Trump, İran'ı bombalarkenaslında Çin'in elini güçlendiriyor ve ona küresel liderlik yolunda altın bir tepsi sunuyor. ABD kendi içinde "diplomatlar-emlakçılar" kavgası verirken, rakipleri bu kurumsal çöküşü büyük bir iştahla izliyor. Trump'ın kendi kişisel otoritesini pekiştirmek ve yakın çevresini ve İsrail’i zengin etmek için başlattığı bu savaş, paradoksal olarak Amerika'nın küresel imparatorluğunun çöküşünü hızlandıran bir katalizöre dönüşmüş durumda. Yani zafer naraları arasında asıl konu Hürmüz Çıkmazı.! Hayırlı günler diliyorum.
13 NİSAN 2026 PAZARTESİ











