Sarı Müderris Sinan Efendi, manzumelerinde samimiyeti ve ifadelerindeki doğallıkla dikkat çeker. Bu anlamda şiirleri için bir “sehl-i mümtenî” ifadesi kullanılmış olsa bu, herhalde yanlış olmaz.
Sarı Müderris, iyi bir gözlemcidir. Çevresini, yayla göçlerini, sosyal hayat unsurlarını, insan ilişkilerini şiirine taşırken bunlarda bir hikmet aramayı ve bulmayı ihmal etmez. Şiirindeki irfanî derinlik bazen günlük hayat sahnelerine, belki bir köy veya yayla hayatına, tabiattaki güzelliklere yaslanır. Sarı Müderris, en basit günlük hayat sahneleri için çok derinlikli bir şekilde manzumelerine konu edinir. Mesela ölüm gibi bir hakikati manzumelerinde derin bir tefekkür ve irfanla ele alır.
Şiirlerinin hareket noktası aşk ve irfan olan her mutasavvıf gibi Sarı Müderris de okuyana bir tefekkür zevki ve duygu derinliği vermektedir. Yûnus Emre çizgisinde söylediği manzumeleri âdeta tefekkür balıyla yoğrulmuştur denebilir. Onun şiirlerinde irfan çok öndedir. Aslında bu manzumeleri okurken biz onun çektiği çilelere de şahitlik ederiz. Onun yaşadığı sancıları birlikte yaşarız. Bu, Sarı Müderris’in manzumelerinde yakaladığı başarısıdır. Aradan geçen yaklaşık altı asra rağmen güncelliğinden, değerinden, duygu ve tefekkür derinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen bu şiirler günümüz insanına çok şey söylemektedir. Bu durum bile tek başına Sarı Müderris’in başarısı olarak okunabilir.
Sarı Müderris’in manzumeleri aslında Bolu’daki tasavvuf kültürünün ne kadar derinlikli bir şekilde yaşadığının ve yaşatıldığının edebiyata bir yansımasıdır. Bolu toprakları Sarı Müderris Sinan Efendi gibi ne yüce gönüllü âşıklar, ârifler, velîler yetiştirmiştir de geride yazılı bir eser bırakmadıkları için biz onları bilmeyiz. Fakat bu durum onların olmadığı anlamına gelmez. Sarı Müderris ve onun mürşidi Ümmî Kemal hazretlerinin bu topraklardaki tasavvuf faaliyetleri Bolu’da birçok güzide insanın, velinin yetiştiğini göstermektedir. Sarı Müderris, türbesi olması ve bir divan ortaya koyması vesilesiyle bugüne kadar unutulmaktan kurtulmuştur.
Sarı Müderris’in manzumeleri Bolu’nun güzellikleri, göçmen kuşlar, yaylalar bakımından bir hayli zengindir. Bu anlamda onun şiirleri o dönemin bazı reel tablolarını da göz önüne sermektedir. Fakat yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Sarı Müderris, bunlardan bir hikmet, bir irfan derinliği çıkarmada emsalsizdir. Hâzâ âşık ve ârif olan Sarı Müderris, şiirleriyle derin ve temiz duyguları okuyanlara yaşatmaya devam etmektedir.
Sarı Müderris’in manzumeleri içinde Türkçenin temizliğini, güzelliğini ve derinliğini veren örnekler pek çoktur. Nitekim divanı okunduğunda bahsedilen hususlarla her şiirde karşılaşmak mümkündür. Onun temiz ve arı duru Türkçesi, bence şiirinin güçlü olmasının sebeplerinden birisidir. Tabii ki bu Türkçe çok güçlü bir irfânî geleneğe ve Sarı Müderris’in tasavvufî dünyasına yaslanmaktadır. Tasavvufu göz ardı eden araştırmacıların bu şiirlerden lezzet almasını beklemek ve bunlardaki muhtevayı hakkıyla teşhis etmelerini ummak boşunadır.
Sarı Müderris’in şiirlerinin Türkçenin en nefis örneklerinden olabileceğini yukarıda söylemiştik. Divanında yer alan şiirler de bize bunu göstermektedir. Okuyanlarda öncelikle bu manzumelerde anlatılan hususların güncelliğini hâlâ muhafaza ettiğine dâir bir hissin oluşmaması mümkün değildir. Bu anlamda bu şiirler günümüz insanına da çok şey söylemektedir.
Sarı Müderris hazretlerinin manzumelerinde 15. Yüzyılın tertemiz Türkçesini buluruz. Burada örnek olarak vereceğimiz şu manzume ise Sarı Müderris Divanı’ndaki en güzel şiirlerden birisidir:
Benim bir sevdügüm vardur anı gözler göremezler
Nice görsün anı gözler ana gözler iremezler
Tolu buldum anı bende yavı kıldum beni anda
Konuldı ‘aşkı zâtımda anı benden ıramazlar
Irak itdi beni benden yakın buldum bana benden
Ana bu ‘akl ile cânım özenürler varamazlar
Bana benden yakın olan neçün benden uzak gezer
Görüncegez ölür deyü meger bana kıyamazlar
Anı sanman meleklerde anı görmüş feleklerde
Fakîr gönlünde gizlenmiş araşdurub bulamazlar
Kemâl Ümmî deyü geldüm ol imiş sevdügüm buldum
Anı Allah bilür ancak anı iller bilemezler
(Hayati Yavuzer-Yunus Nadi Özçelik, Sarı Müderris Divanı, Net Kitaplık, Ankara 2024, s. 63.)










