İç dünyasını sürekli ortaya döken, tepkilerini daima alenileştiren bir insan bu hayatta çok zorlanır.
Hayatta esas olan şey, nefsin terbiyesidir. Bu yüzden dışarıda nefsi zorlayan hâller pek eksik olmaz. Dış âlem iç âlemimizin ihtiyacına göre şekillenir. Tepkilerin aşırı olması ve her şeyi ifade etme hâli bir noktadan sonra hiçbir işe yaramaz. Üstelik insanı büyük bir çıkmaza sokar.
Bazen söylenmemesi, konuşulmaması gereken şeyler vardır. Halbuki bugünün insanı her şeyi konuşup her şeyi anlatma endişesiyle yaşamaktadır. Hâliyle böyle bir hayatın içinde insan, daima zorlanmaktadır.
Bazen ne yaparsak yapalım hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Çünkü bu hayatın kendisine büyük bir irade hâkimdir. Dolayısıyla bir yerde durmak ve sakin kalmak önemli ve gereklidir.
İnsan ne yaparsa ve ne söylerse esasen hep kendini anlatır. İnsan dışarıya dönük yaşadığını söylese de o hep içe dönük yaşar. Sessiz kaldığında, günün ve ömrünün sonunda döndüğü yer yine kendi iç âlemidir.
İç huzurun sağlanması çoğu zaman kendimizi dışarıdan, başkalarından sakınmamıza bağlıdır. Sessiz ve sakin kalıp bir mevzu için gerektiği kadar bir şey yapmak ve söylemek huzuru da en baştan korumak demektir.
Huzuru korumak gerekir. İnsan bu hayatta önce buna önem vermeli. Çünkü sorumlu olduğumuz asıl yer orasıdır.










