Dünyanın bazen bir insan hayatını nasıl yuttuğunu derinden hissediyoruz. Bir değirmen dönüyor ve geniş kalabalıkları, zamanı buğday gibi öğütüyor. Bu kadar hız, acele, telaş, bununla beraber hiçbir şey yapamamış hissi insanlığı perişan eden bir mahiyet arz ediyor. Bir insan en kolay herhalde böyle çürür.
Yapabileceklerimiz, yapamayacaklarımız vardır. Bir de yapmamız gerekenler elbette. Bunlardan başka olarak pek çok şey aslından bir yanılgıdan ibarettir. Hayat bir illüzyon olduğunu başkalarının hayatı üzerinden gösterir bize.
Günümüzde insanı aldatan, onun ilgisini ve hayatını sömüren çok fazla şey var. Bunlar hayata da iyiden iyiye hâkim bir konuma geldi ve bir değirmen taşı misali hayatımızı öğütüp durmadalar. Bunlara aldanıp zaten çok kısa olan aziz insan ömrünü rüzgâra vermiş oluyoruz.
Hayatımızda, bu kadar hay huydan sonra bıktırıcı bir yorgunluk kalıyorsa bunu durup düşünmemiz gerekmez mi?
Çoğu vakit geriye yorgunluk kalıyor bize. Dünya bir değirmen taşı gibi dönüyor. İnsanlığın büyük kısmı hadiselerin, içi ve arkası boş görüntülerin, yarın endişesinin, telaşların elinde heder oluyor. Bir insanın bu döngüyü fark edebilmesi için kendi özüne dönmesinden başka bir çare yok. İçimizde güvenli ve huzurlu bir liman kurmaktan başka bir yol yok.
Modern zannedilen bu devrin önümüze koyduğu birçok şey koca bir illüzyon sahnesinden ve yalandan ibaret. Nimetlerinden yararlanmakla beraber insan ömrünü çürüten şeylerden de kaçınmak bu çağda huzurlu yaşamak için elzemdir.










