İslam’da “Akil olma”nın ölçüsü, Hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyetinde yeterlilik olarak anlaşılır. “Baliğ olmak” ise, cinsel olarak üreme kabiliyetine sahip olma şeklinde anlaşılır. Giderek yaşlanan bir nüfusa sahibiz. Çünkü evlilik azaldı, evlilik yaşı yükselirken doğurganlık azaldı. Ve sonuç ortada. Dahası da var. İnsanların eskiden dikkat seviyesini korudukları süre 40 dakika olarak kabul edilirken, bu süre 20 dakikanın altına düştü. Sahi, bu gidiş nereye!
Siyasetçisinin, bürokratının, profesörünün, gazetecisinin, STK yöneticisinin, işadamının akli ve ahlaki seviyesi ortada..! Böyle kalabalıkları herkes güder.! Yabancı örgütler, yerli açıkgözler, herkes.! Çeyrek ekmek arası döner, bir kutu ayran, bir şarkıcı, meydana gidiş dönüşü için bedava servis, halkın en çok arzuladığı, en çok eleştirdiği 10’ar konuyla ilgili 20 cümle ve araya serpiştirilmiş birkaç slogan bu ülkede %7 oy demek.!
Kaset ve dosya savaşlarındaki iddialarla, her seviyede, her yerde, her kesimde, sizin şahid olduğunuz ya da ciddiye aldığınız iddialarla ilgili yaşanan gerçekleri bir arada düşünün bakalım sonuç ne çıkıyor?! Birilerinin bu olaylardan hiç haberi bil yok.! Daha doğrusu dünyadan haberi yok.!
Hiç kimse dünyada olup-biten şeyleri görmezden, duymazdan bilmezden gelme hakkına sahip değildir. Bir kısmı “gemisini kurtaran kaptan” havasında, madem alem böyle, ben de kazanan tarafta olurum, ben de yaparım.. Hakka-adalete bakmıyor. “Bana dokunmayan bin yaşasın” havasında. Herkes yapıyorsa o niye yapmasın.. Hani “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz Şeytan”dı.?!
Birileri, hakkında soruşturma açılmasından, işten atılmaktan korktuğu kadar Allah’tan korkmuyor, Cehenneme atılmaktan korkmuyor. Hani kadere, rızkın Allah’dan olduğuna inanmıştık, ne oldu bize?! Rızkımızdan az ya da çok yemeyeceğimize, kaderimizden başka bir kader olmadığına ve ecelimizden önce ya da sonra ölmeyeceğimize iman etmiştik, ne oldu bize?!
“1500 sene önce yazılan bir kitapla bugünü anlamak mümkün mü” diye düşünüyor birileri. Bu dünya onlar için Allah’ın rızasından ve cennetten daha önemli ve öncelikli. Hem zaten “Allah çok merhametli, affedici ve affetmeyi de sever, bizi de affeder”. Bizim “kalbimiz temiz” değil mi!? Şeytan birilerini “Allah’la aldatıyor”.!
Hangi öğrenci üniversiteye girmek ya da sınıf geçmek için bir derse çalıştığı kadar cennete girmek için çalışıyor!? Sahi cennete girmek, sınıf geçmekten daha mı kolay!?. Sanırım bazı şeyler üzerinde yeniden düşünmemiz gerek.
Kaç Müslüman Kur’an-ı Kerim’in manasını okudu? Ya da bir mealden daha kalın kaç roman okudu.! Ya da iş sahibi biri dünyadaki evimiz için kaç para harcadı ve ahirete yatırımımız ne kadar.?! 300-500 kelime ile Kur’an-ı Kerim anlaşılmaz. 11 yaşındaki çocuk aklı ile pazardan doğru düzgün alışveriş de yapılmaz. Onlar papağan gibi ezberler ve tekrarlar, sınıf geçer.
Okumak ya da bilmek ile anlamak aynı şey değil. Onu yapmak, yaşamak ayrı bir sorumluluk gerektirir. Ah şu insanoğlu! Ne kadar cahil, ne kadar zalim ve ne kadar kibirli?! Ne zaman kendi nefsimizi sorgulayacak, yanlışlardan sakınıp, Şeytanın peşinden koşmayı bırakıp Allah’ın ipine tutunacağız?
Kısacası ne zaman Yeniden Müslüman olacağız.! Asıl cevabını arayan soru bu.! Hayırlı günler diliyorum.
02 KASIM 2026 PAZARTESİ












