Anasayfa
  • Gündem
  • Belediyeler
  • Asayiş
  • Siyaset
  • Spor
  • Ekonomi
  • Yaşam Son Depremler Sivil Toplum İslam Sağlık Dünya Bölge Türkiye Magazin Eğitim Sanat Alışveriş Vefatlarımız
  • Ara
SON DAKİKA:
04:45
Afyonkarahisar'ın Sevilen Müzisyeni Udi Beytullah Akgün Hayatını Kaybetti
00:31
Kazım Özer İlkokulu Öğrencileri Afyonkarahisar Kalesi Çevresinde Temizlik Yaptı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Yasin Şen
  3. Bir Mâzî Firarisi
09 Aralık 2021 - 00:06
Güncelleme: 09 Aralık 2021 - 00:10

Bir Mâzî Firarisi

09 Aralık 2021 - 00:06
Güncelleme: 09 Aralık 2021 - 00:10
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Yasin Şen
Yasin Şen
Yasin Şen'in kaleminden

“Bir yığın mâzî ile çıkageldi.” Başında kasketi, omzunda iyiden iyiye eskimiş kahverengi ceketi, yırtık pantolonu, fışır fışır eden bir radyosu ve kucağında nasıl tutacağını bilmediği değneği ile bir süre ortada dolandı durdu. Gözlerimi onun üzerinden çekememiş ve bu meçhul yolcuya büyük bir merakla tutulup kalmıştım. 

Bu tuhaf adam, dayanılmaz bir ağırlıkla beni hayatının içine ve bir anda bulandırdığı şu zamanın simsiyah derinliğine çektikçe çekiyordu. Hikâyesini sırtında taşıyan insanlara has, vurdumduymaz ve sâde tavırları, mâziden zamanımıza intikal etmiş bir davet gibi cezbediciydi. Peki, kimdi bu adam? 

Şaşkındım. Her şeyin bir âhenk içinde işlediği şu zamanda böyle bir adamın ne işi olabilirdi? Ait olduğu yer burası değildi onun. Hem, böyle pervâsız ve bu kadar rahat olma hakkını da nereden alıyordu? Hâsılı, bu cüretkâr zaman kaçkını çok ilgimi çekmişti. “Hey” diye çağırmak istedim birden. 

“Senin burada ne işin var?” 

Kendimi tuttum. İçimden geçenler dilime intikal etmedi çok şükür. 

Fakat ona bakmaya, ayıp olduğunu bile bile tavırlarını incelemeye devam ettim. Kendimi ondan çekip kurtaramıyordum. Bu kadar sade bir akışın içinde tersine giden bir şeyler, böyle âsûde bir düzenin kucağında bir düzensizlik, fakat insanın ilgisini kendi üzerinde toplayan bir hâl vardı. Hikâyesini sırtında taşıyan bu mâzi firârisine bakmaya doyum olmuyordu doğrusu. 

Üzerinden dökülen yokluğun, geçip giden şu varlığa en güzel bir cevap olduğunu düşünmeye başlamıştım. Zamana bir ebedîlik çeşnisi gelmişti sanki. Koca bir geçmişi sırtına yüklenmiş şu herif bir yana, telaşla tükenen ve enkaz altında kalmış gibi can sıkıntısıyla infilak eden bu kararsız zaman bir yana idi. Kimdi bu adam Yarabbi? 

Ona bakmaya devam ediyordum. Küçücük yüzünde, belli belirsiz seçilen gözleri kaybolmuş gibiydi. Sakalları çehresine kopkoyu bir ifade veriyordu. Ait olması gereken bir geçmişi sürüklüyordu peşinden. Zaman ona yetişmek istiyor, o ise dönüp de iltifat etmiyordu sanki. 

Kendime ısrarla sorduğum sorulardan biri de şuydu: Bu adam gücünü, bu istiğnasını nereden bulmuştu? 

Etrafına doğru genişleyen, ancak bilinmez bir nihayette şimdiye ulaştığını sandığım bir geçmişe hapsolmuş gibiydim. “Hâl” dediğimiz o pek meçhul şeyden ipince bir zarla ayrılmış durumdaydım. Elimi uzatıp tutamadığım bir dal gibi çıldırtıyordu bu durum beni. Kim kurtarabilirdi beni buradan? 

Bütün olanların sebebi işte bu adamdı! Nerden bulmuşsa getirmişti koskoca mâzîyi. İnsan biraz dikkat etmeliydi, değil mi! Zamana karşı hassasiyeti olanlar bulunabilir. Maazallah, üzerine bir yığın geçmiş boca edilen herkes benim gibi işte böyle tahammül edemeyebilir. 

Ben kendimle hesaplaşmaya devam ededurayım, gözlerim hâlâ onun üzerindeydi. Döküp saçtıklarına baktım bir ara. Bir yığın zaman parçacıkları. Sonra, çocukluğumdan arta kalan hatıra kırıntıları gibi kalbime batan bir sürü şeye tesadüf ettim onda. Şaşırmadım. Beni böyle etkilemesinin, elimi kolumu bağlamasının sebebini azıcık da olsa anlamaya başladım. 

Benim kendisini izlediğimi fark etti mi acaba? Pek sanmıyorum. Bu kadar bigâne olabilir mi insan? Etrafını görmezden gelebilir mi? Bir an dönse, anlamak istediğim bir yığın ve sımsıcak sebebin başımdan aşağı döküleceğini düşündüm. Ama hiç dönmedi. Meçhul bir boşluğa baktı durdu öylece. 

Neler devşiriyordu zamanımızdan. Yabancısı olduğu şu âlemden ne alabilirse götürmek için gelmiş muhtaç bir yolcuya benziyordu. Aldıklarını omzuna yükleyecek ve ait olduğu geçmişe dönüp gidecekti. Peki sonrası? Onu bilmiyorum. 

O sıra bir delilik geçti aklımdan. Yanına gidip onu yaka paça tutacak ve “Bu kadar mâzîyi nereden buldun, kimden aldın, sen hangi cüretle zamana kafa tutabildin be adam!” diye sormak geçti içimden. Bu çılgınlığı yapabilir miydim? Belki… Ama yapmadım. Görenler benim “deli” olduğumu düşünebilir, en kötüsü de bir kepazelik yaşanabilirdi. En iyisi, sakin olup hiç konuşmadan onu izlemek ve meseleyi anlamaya çalışmaktı. 

Bir an yaptığım şeye inanamadım: Beni çılgına çeviren bu adama doğru hızla yürüyordum. Yanına varınca birden durdum. Kendimi tutmalıydım. Yoksa hakikaten iki elimle bu adamın yakasına yapışacak ve onu sille tokat dövecektim. Artık tahammülüm kalmamıştı. Fakat kaynağını pek bilemediğim o gizli akış beni yine olduğum yere çiviledi. Şimdi de iki metre uzağında onu seyretmemi ve belki de anlamamı bekliyordu. Ve sonra sabırla, hem de yakınında durarak dik dik ona bakmaya devam ettim. 

Günler, aylar, yıllar toz zerreleri gibi birikmişti üzerinde. Ufacık cüssesi buna nasıl tahammül edebildi? Uzaktan pek belli olmayan, ancak yanına yaklaşınca fark edebildiğim kamburunu görünce onun bir masal kahramanı olduğuna artık iyiden iyiye kanaat getirmiş bulunuyordum. Hiçbir ifadeye oturtamadığım davranışlarının sebebini de anlamış gibiydim. Bu adam Binbir Gece Masalları’ndaki Şehrazat’ın anlattığı sultanlardan birinin cücesi, Keloğlan’ın masal arkadaşlarından biri yahut geçmiş zaman hikâyelerinin birinden fırlamış gelmiş bir kahraman olmalıydı. 

Saçmalıyordum. 

Biraz sonra “hâl”e yayılmış mazi kırıntılarını çekip alan, beni yine yaşadığım zamana kavuşturan bir şey oldu. Bir araba geldi ve onu alıp götürdü. Eşyanın üzerini bir şal gibi örten geçmiş birdenbire kayboldu. Tereyağından kıl çeker gibi maziyi “şimdi”den çekip alan ve ardına bakmadan çekip giden bu adam, beni büyük bir dertten kurtarmıştı şimdi. Rahatlamış ve kendime gelmiştim. Nükseden mazi hastalığımı teskin edebilmenin huzuru içinde artık hayata kaldığım yerden devam edebilirdim.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • ASIL MEVZU NE? - 16 Eylül 2026
  • BOLU'NUN ZİYARET YERLERİ ve BİR BOLU GEZİSİ - 14 Eylül 2026
  • DOĞANIN MUCİZELERİ - 14 Eylül 2026
  • BÜTÜNLÜĞÜ ARAMAK - 14 Eylül 2026
  • YAŞARKEN DUYULAN - 11 Eylül 2026
  • ESENTEPE'Yİ ÖZLEMEK - 11 Eylül 2026
  • KÖYDE HATIRA DUYGUSU - 24 Ağustos 2026
  • AFFETMEYİ BİLMEK - 24 Ağustos 2026
  • HATIRALAR - 24 Ağustos 2026
  • KİMDEN UZAK DURMALI - 24 Ağustos 2026
  • SÖYLEMENİN HASI - 24 Ağustos 2026
  • GÖNÜL YORGUNLUĞU - 24 Ağustos 2026
  • HATIRA VE HÜZÜN - 18 Ağustos 2026
  • TÜRKE VE TÜRKLÜĞE DÂİR - 09 Ağustos 2026
  • DERDİN BİZE SÖYLEDİĞİ... - 09 Ağustos 2026
  • GURBET: KÖYÜN HÜZÜNLÜ YANI - 31 Temmuz 2026
  • KANAAT ve TÜKETİM - 31 Temmuz 2026
  • ANLAMAK HATIRLAMAKTIR - 19 Temmuz 2026
  • YALNIZLIĞI PAYLAŞMAK - 30 Haziran 2026
  • YAĞMACI DÜNYA - 30 Haziran 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 25
Köşe Yazarları
 Şaban Öztürk
Şaban Öztürk
İMAM KAPIMIN ÖNÜNDEN GEÇMEDİ.!
Yasin Şen
Yasin Şen
ASIL MEVZU NE?
FUTBOLDA YENİ SEZON VE 4 BÜYÜK  TAKIM
Lokman ÖZKUL
FUTBOLDA YENİ SEZON VE 4 BÜYÜK  TAKIM
Yiğit Yavuzoğlu
Yiğit Yavuzoğlu
ELÇİYE İTAATİN ÖNEMİ
Kendimle Barışmak
Yalçın Sevim
Kendimle Barışmak
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
DAR AĞACINDA YARGILANAN İNSANLIK
Mustafa ŞENGÜL
Mustafa ŞENGÜL
Hayat kısa, sözler kalıcı: Varken değer vermeyi öğrenmek
Çok Okunan Haberler
Afyon Cenaze İlanları: 14 Eylül 2026
Afyon Cenaze İlanları: 14 Eylül 2026
Afyonkarahisar'da Ünlü Ailesinin Acı Günü: 43 yaşında vefat etti
Afyonkarahisar'da Ünlü Ailesinin Acı Günü: 43 yaşında vefat etti
Afyonkarahisar’da Hastane Soruşturmasında İkinci Dalga
Afyonkarahisar’da Hastane Soruşturmasında İkinci Dalga
Afyonkarahisar'da Kutlu Ailesinin Acı Günü
Afyonkarahisar'da Kutlu Ailesinin Acı Günü
Afyon’da sosyal medya paylaşımı sonrası evinde silah bulundu
Afyon’da sosyal medya paylaşımı sonrası evinde silah bulundu
Afyonkarahisar'ın yetiştirdiği başarılı gazeteci hayatını kaybetti
Afyonkarahisar'ın yetiştirdiği başarılı gazeteci hayatını kaybetti
Ana Sayfa
Gündem
Belediyeler
Asayiş
Siyaset
Spor
Ekonomi
Yaşam
Son Depremler
Sivil Toplum
İslam
Sağlık
Dünya
Bölge
Türkiye
Magazin
Eğitim
Sanat
Alışveriş
Vefatlarımız
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Günün Haberleri
Arşiv
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bölge
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Sağlık
  • Sanat
  • Siyaset
  • Spor
  • Türkiye
  • Vefatlarımız
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri
Google Play
ücretsiz indirin

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Yayın Politikası / Sorumluluk Reddi
  • Hizmet Şartları
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
  • Hakkımızda

Son dakika Afyon haberlerini doğru, güvenilir ve tarafsız gazetenizde takip edin, Afyon gündeminden haberiniz olsun. Afyon Kent Haber'in tüm hakları saklıdır.

Yazılım: Tumeva Bilişim

AfyonKentHaber