İnsanın huzura giden yolda kabul etmesi gereken en önemli kavram arınmaktır. Bütün ibadetlerin, düşüncenin, felsefelerin, insanın manevî yolculuğunun sonunda hep bir arınma hâli vardır. Arınma olmadan maddenin ve bilginin mutluluk getireceğini beklemek aldanmadır.
Sakinliğin ve huzurun arınma dediğimiz o ontolojik hâlden doğduğunu kabul ettiğimizde maddî şeyleri ve bilgiyi de sorgulamaya başlarız. "Neyi umuyorduk, neyi elde ettik? Bu kadar mücadele elde ettiğimiz şeye değdi mi?" sorular aslında dâima vicdanımızda yankılanır durur.
Hâlbuki insan çoğu zaman maddî temizlik gibi gerekli bir manevî temizliğin farkında bile değildir. Yaşadıkça duygularımız, düşüncelerimiz kirlenir ve sonunda yorgun düşeriz. Beklenen olgunluk, güzellik, iyilikler olmayınca hayat boşa yaşanmış gibi olur.
Bu yüzden bir arınma olmadan yani manevî yüklerimizden, kirlerimizden kurtulmadan mutlu olmayı beklemek günümüz insanının içine düştüğü en büyük yanılgılardan birisidir. Hayatı bir olgunluk ve güzellik yolculuğuna dönüştürmek güzel bir niyete ve derin bir farkındalığa bağlıdır. Bi yüzden arınma dediğimiz o hâlin yaşanması ve günlük hayatımızdaki yerini alması gerekir. Yoksa bu kadar imkânın ve kolaylığın olduğu bir zamanda arınmadan ve mânen gelişmeden yaşayan insanlık kendine yazık etmektedir.










