ABD, İran’dan Gerçekte Ne İstiyor? Washington–Tahran hattında gittikçe gerilim artıyor.
Bu iş nasıl sonuçlanacak?
ABD İran’ı vuracak mı?
Yoksa Trump, İran’a “sömürgem ol” mu diyor?! Bir haftadır nefesler tutuldu. Trump “armada bölgede” dedikten sonra şimdi de körfezde savaş gemilerinin namluları Tahran’a çevrildi. Peki askerî açıdan geri dönülmez bir noktada mıyız? Bulunduğumuz coğrafya 24 saatte çok şeyin değiştiği bir coğrafya. Jeopolitiğin değişim hızı gerçekten baş döndürücü.
Sabah aldığınız notlar, 24 saat
geçmeden çöp oluyor. Sadece İran’da değil; Suriye’de, Gazze’de, Suudi Arabistan’da, Körfez ülkelerinde, Afrika’da her yeni dakika yeni gelişmeler yaşanıyor. Bir düğmeye basıldığında bir anda savaş çıkabilir. Ama diğer taraftan baktığınızda bir diplomasi çabası da var. İran’ın ABD’yi araması ve aniden bir ateşkes imzalanması ihtimali de masada. Peki İran ABD ile barışmak için ne yapabilir? Rejimini mi değiştirecek, petrolünü mü verecek, nükleer faaliyetlerinden
mi vazgeçecek? Aslında mesele bunlar değil. Mesele, yeni bir
dünya düzeninin kuruluyor
olması. Birinci Dünya Savaşı’nı bir milat, İkinci Dünya Savaşı’nı yeni dünya düzeninin başlangıcı kabul edersek, bugün yeni bir dünya düzeninin kurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Trump’ın boşuna “Erdoğan çok güçlü bir lider, çok güçlü bir ordu kurdu” dediğini hatırlamak gerekir. Ve kurulan bu yemi dünya düzeninin motor gücünün TÜRKİYE olduğunu da iyi bir yerinize not alın.! Güçlü ülkeler için yerel ve küresel iş birlikleri artık hayati önemde. Demek ki yeni kurulan dünya düzeni, eski parametrelerle işlememekte. Hatırlatayım; ABD ordusu yaklaşık 1,3 milyon aktif asker, 11 uçak gemisi ve 13 binden fazla askerî hava aracına sahip.
Eş zamanlı olarak İran Savunma Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi.
İran, Hürmüz Boğazı’nda NOTAM ilan etmiş, bölgede füze atışları yapılacağını duyurmuştur.
Ayrıca açık bir tehdit savurdu:
“İran’ın komşuları dostumuzdur, ancak ülkemize yönelik bir saldırıda topraklarını başka ülkelere açanlar düşmanımızdır.”
Yine hatırlatayım, İran ordusu yaklaşık 580 bin aktif personel ve bölgenin en geniş balistik füze kapasitesine sahiptir. İran’ın bugüne kadar bölgede kullandığı vekil güçlerin, bu süreçte işe yaramayacağı ise ortada. Dikkat
çeken bir diğer unsur ise İsrail’in sessizliği değil mi? Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yap” söylemi, yeni dünya düzenine verilmiş bir mesaj. Bu da yeni dünya düzeninin önemli bir göstergesi. Geçmişte
“üzerinde güneş batmayan imparatorluk” İngiltere’ydi.
Bugün ise ABD, küresel dengede ağırlığın kendisinde olduğunu açıkça ilan ediyor. Trump’ın Davos’ta söylediği “Avrupa bizim sayemizde zengin oldu” cümlesi bunu net biçimde ortaya koymakta. Tamam da, Çin nerede? Çin, İran’ın yanında mı?
Bu sorunun net bir cevabı yok.
Çünkü Rusya, Çin ve İran zaman
zaman birlikte, zaman zaman ayrı hareket eden ülkeler. İran artık sert ideolojik söylemlerden müzakere ve ateşkes diline geçti. Ancak İran şu an ABD tehdidine karşı hiç kimseyle işbirliği içinde değil.! Bunun temel nedeni yanlış politikalar. İran, vekil güçlere fazlasıyla bel bağladı ve gerçek dostlarını ikinci plana itti. Sonuç ise yalnızlaşma.. ABD İran’ı vurabilir mi? Elbette vurabilir.
Ancak bunun ABD açısından çok büyük bir maliyeti olacaktır.
O da bunun farkında. Bu noktada uluslararası ilişkiler literatürünün de yeni tanımlara ihtiyacı var.
Ve görünen o ki, yeni dünya düzeni artık bir ihtimal değil,
yaşanan bir gerçekliktir. Hayırlı Cumalar diliyorum.
13 ŞUBAT 2026 CUMA










