Bana bak ‘Ahbap!..’ çıkış yok, hepiniz oradaydınız.! En sofistike hırsızlık filmlerinde bile görülmemiş bir sahtekârlık bu.
En akıl almaz yüzsüzlük ve pişkinlik örneklerinin bile dünyanın en ciddi bir davranışı sayılabileceği bir ahlaksızlık..
Bunların tamamına sahtekârlığı müseccel bir dolandırıcının yapıp ettiklerine dair bu memleketin ‘Beyaz Türk’ diye adlandırılan güruhun gösterdiği reaksiyonlarda gördük. Memlekete, bu ülkenin seçimle işbaşına gelmiş iktidarına ve dünyaya diğergamlığı ve insaniyeti ile nam salmış halkına öylesine büyük bir kin ve gayz ile düşmanlar ki, ellerinden gelen tüm kötülükleri büyük bir acımasızlık ve vicdansızlıkla yapıyorlar. 11 şehri kapsayan ve tartışmasız bir şekilde ‘asrın felaketi’ olarak nitelendirilen deprem afetinde gün doğdu bu Devlet ve insanlık düşmanlarına..
Tamamı birbirine komşu şehirlerden oluşan bölgeye en yakındaki şehirler bile mağdur olduğu için anında yetişemedi doğal olarak. “Devlet Hatay’a uğramadı.!” lafının devreye sokulması bile tek başına yapılan bu hırsızlığın habercisiydi.
Fakat sonrasında büyük bir seferberlik başladı. Gerek devletin AFAD ve Kızılay gibi teşkilatları, gerekse STK’lar büyük bir hızla intikal ettiler afet bölgesine. Can kaybı kadar maddi hasar da hayli büyüktü.! Tüm bu sıkıntıların üstesinden gelmek ve oluşan kargaşayı hal yoluna koymak kolay değildi ama el birliği ile kısa süre içerisinde duruma vaziyet edildi..
Felaketi ve felaketten kaynaklanan kaosu devlet ve millet düşmanlığı için adeta fırsat addeden güruh, hükumetin de enkaz altında kalacağı beklentisiyle fırsatı ganimete çevirme yarışına girdiler. Bir yardım derneği hüviyeti ile arz-ı endam eden ‘Ahbap’ isimli dernek ile sosyal medya üzerinden örgütlenmiş ‘Babala’ gibi azılı muhalif yapılar parlatılarak devreye sokuldu.!
Ne kadar meşhur varsa ne kadar şarkıcı, sözde sanatçı, yazar-çizer, sözde kanaat önderi, televizyoncu ve siyasetçi madrabaz kılıklı varsa ortaya dökülmüştü.! Tek yaptıkları, “devlet yok, ahbap var” yahut “devlet acz içerisinde babala gönüllüleri kahramanlar gibi çalışıyor” şeklindeki tamamen uydurma rivayetler ile algı oluşturmaktı.. Kısa sürede bu enstrümanları kahramanlaştırıp, dokunulmaz hale getirdiler.
Çektikleri kısa videolarla şöhreti değil, Allah rızası için halka hizmeti esas almış gönüllü teşkilatların çabalarını ve devletin hizmetlerini kendileri yapmış gibi yansıtmakla kalmayıp, tersine bir düşmanlık bilinci de oluşturdular.! Açık açık, geçmişte hapis yatmış bir suçlunun banka hesabını yayınlayıp, “devlete değil, buraya para verin” dediler. Sadece bu kadarla yetinmediler, böylesine kritik süreçlerde düşman ülkelerin not edip ileride kullanacağı mahrem bilgileri yayınladılar.! Bu düpedüz ‘etki ajanlığı’ ve ‘5ci kol’ faaliyetiydi.
AFAD’ı ve Kızılay’ı şeytanlaştırıp bunlar üzerinden ürettikleri hezeyanlarla, devletin operasyon gücünü, bir felaketin üstesinden ne kadar sürede gelineceğini gösteren tüm parametreleri, askeri gücünü ve hadiselere intikal sürecini tüm ayrıntıları ile başta İsrail olmak üzere tüm düşman güçlerine servis ettiler büyük bir alçaklıkla..
Bilinç ve direnme idraki üzerinde öylesine bir baskı oluşturdular ki, “bu hırsıza para vermeyin” diyenleri anında linç ettiler hatta devlet görevlilerini bile sindirdiler. “Bu ülkenin sahibi yok” diye televizyon ekranlarından ihanet yayarlarken, hırsızların ve dolandırıcıların reklamını yaptılar.
Devletin denetleme yönündeki teşebbüsünü yine televizyonlar marifetiyle, “ne hakla denetliyorsunuz, bu iyilik meleklerine açıklama yapma mecburiyeti getiriyorsunuz” diye hesap da sordular.! Kelimenin tam manasıyla bir eşkıya gibi yolları kesmiş gibiydiler. Öyle bir imaj yaydılar ki, sanırsınız 11 şehrin ihya ve imarı bunlar tarafından gerçekleştirilmiş..
Bu sofistike hırsızları yazmaya devam edeceğim.!
Hayırlı günler diliyorum.
Şaban Öztürk
27 Temmuz 2026 Pazartesi










