Alevi şakası, Atatürk şakası, din şakası..Yeni komedyenimiz Deniz Göktaş, dinle, Kuran’la, Allah’la alay etti diye tepki alınca..Bazıları “Aman Tanrım! Ne kadar da hoşgörüsüzler” falan diye tepki göstermeye başladılar.! Bu tepkiyi gösterenlerin çoğu..Alevilerle ilgili şakalar konusunda..Acayip hassastırlar. Atatürk’le ilgili şakalar konusunda..Korkunç hassastırlar. Kendi hassasiyetleri konusunda sonsuz, sınırsız ve tavizsiz biçimde hassas olanlar, başkalarının hassasiyetleri söz konusu olunca alabildiğine vurdumduymazlar. Bir Alevi şakası söz konusu olduğunda..
“Böyle mizah olmaz kardeşim” tavrı.! Bir din, Kuran, Allah şakası söz konusu olduğunda.. “Ne var bunda kardeşim” tavrı.! Bir Atatürk şakası söz konusu olduğunda..“Savcılar göreve” çığlıkları. Bir din, Kuran, Allah şakası söz konusu olduğunda... “Savcı ne karışıyor bu işe” tavrı.
Şakada seçici, hassasiyette seçici, savcıları göreve çağırırken seçici. Allah bu seçiciliğin cezasını versin. Herkes işine baksın. 16 Mayıs 1969'da Türkiye'ye gelen ABD'ye ait 6.Filo'yu tebcil rezaleti ( kanlı pazar) aydınlanmamış yönleriyle de ortada.! Bu talihsiz olay; ABD emperyalizmini protesto edenlere karşı yapıldı. Maalesef, protestoculara karşı bıçaklı sopalı saldırılar sonucu kan dökülmüştü...Üstelik toplu namaz görüntüleriyle karışık güya anti kominizm adına kutsalların alet edildiği bir eylem.! Yıllarca hafızalardan silinmeyen bu "gavur kayırıcılığı" ve işgüzarlık toplumsal ayrışmanın tek olmasa da çok önemli parametrelerinden birini oluşturmuştur. Muhafazakar camiadan beslenip soluğu ABD'de alan ve orada ölen yeşil kuşak taşeronlarının rolü aynı sünepeliğin ve dünyayı doğru okuyamamanın sonucu değil mi?
1949 yılında ABD önderliğinde kurulan Nato'nun işlevi ABD ve Batı çıkarları üzerine kurulu siyasi, askeri ve teknolojik bir pakt olmasıyla özetlenebilir. Bu işlev ve amaçlarını günümüzde de korumaktadır. Bizim coğrafyamızdaki Nato ve ABD'nin birinci önceliği; İsrail'in varlığı, güvenliği ve bölgede Batı emperyalizmi adına karakol rolü üstlenmesinden ibarettir. Komünist SSCB yönetiminin yayılmasını gerekçe göstererek bölgemizde de etkili olan bu pakta 1952'de Türkiye de girdi. Batıya askeri ve teknolojik olduğu kadar zamanla siyasal bağımlılık da giderek arttı. Türk siyasetinde etkili olmuş tüm liderler iktidara geliş veya iktidar süreçlerinde ABD akortlu olmayı, onu dünyanın en büyük gücü görmeyi alışkanlık haline getirmiştir.! Ecevit ya da Erbakan gibi bağımlılığı azaltma çabası içinde olanlar olsa da bu bağımlılık, Nato eliyle askeri yapılara nüfuz edilmesiyle daha trajik bir sürece evrildi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 1971 Muhtırası, Ve nihayet 1980 Kenan Evren önderliğineki ihtilal ile bağımlılığı zirveye taşıyan bir boyut kazandı. Türk milleti, bu ABD'den, Nato'dan aşağılama, tehdit, bir kısmı halen devam eden ambargolar ve nihayet kont-gerilla eliyle ülkenin tehlikeli iç çatışmalara sürüklenmesi dışında sadra şifa bir şey görmemiştir.! Bugün de bu tek taraflı çıkar ilişkisi baştan gücünü ve üstünlüğünü kabul ettiğimiz ABD lehine devam ediyor. Satın aldığımız projesine ortak olduğumuz F 35 uçakları verilmiyor.! ABD basınının dikkat çektiği, İran savaşı sonrası çizilen itibarını, onardığını iddia ettiği Nato Zirvesindeki muhteşem karşılamaya, itibar sarhoşu edecek ihtirama rağmen halen Trump yuvarlak sözlerle bu konuyu geçiştirmekle yetinmiştir. Uçaklarınız gönderilecek talimatını verdim dememiş/ diyememiştir.! İsrail'in Nato tarihine eşit ömrü içinde geçmiş ve günümüzde gerçekleştirdiği cinayetler, katliamlar, sürgünler, soykırımlar durdurulması yönünde tek bir adım atılmadığı acı gerçeği ortada. ABD ve Ortadoğu'daki sarsılmaz ortağı ve müttefiki İsrail ile beraber bölgedeki askeri gelişmelerin her zaman öznesi ortağı olmuştur.
Hayırlı günler diliyorum.
20 TEMMUZ 2026 PAZARTESİ










