Devlet televizyonunu izlememek, radyosunu dinlememek, çocuklarını resmi devlet okullarına göndermemek resmi olarak şuç sayılmış. Ayrıca sağlık politikaları adı altında 12-65 yaş arasında kişilerden DNA örneği kan örneği, ses kaydı toplanarak bu verilerden kitlesel takip proğramı oluşturulmuş. Bu sistemle adına uygur alarmı adı verilen bir takip sistemi kurulmuş. Attıkları her adımı izler hale gelmişler, araçlarına gps takip sistemleri takılarak sınır boylarına adım dahi atılmasına izin verilmiyor. Konu sadece bu bölge ile sabit kalmamış.Yurt dışındaki Uygur Türklerine bu konuları gündeme getirmeleri halinde içeride bulunan yakınlarının öldürüleceği tehditi ile susturulmaya çalışılmaktadır.
Çin hükümeti tüm dünyaya çekmiş olduğu videolarla dünya medyasında propaganda yaparak bu gerçeklerin tümünü yalanlıyor.
Bu gün Çin'in en önemli bölgesi neresidir dense herkes pekin diyecektir. Ancak gerçek böyle değil.! Çinin en önemli bölgesi Doğu Türkistandır. Doğu Türkistan Çin'in dünyaya çıkış kapısıdır. Çinin ipek yolu projesinin başlangıç yeri Doğu Türkistandır. Ayrıca dışa bağımlı olduğu enerji piyasasına ulaşabilecek yolların ana güzergahıdır. Kendisini dünyaya bağlayan bu bölgeyi kendi kpntrolü altında tutmak istiyor. Çinin petrol rezevinin %20 si bu bölgede, en önemlisi de yer altı kaynaklarının 4/3 bu bölgede. Yani o meşhur nadir toprak elementleri bu bölgede. Aslında hesap zaten bu. Tüm bu yaşananların asıl sebebi bu..!
Tüm bu yaşananlara Türkiye’nin tepkisi nedir? Cumhurbaşkanımız ve dış işleri bakanımız bu konuları çeşitli platformlarda dile getirmektedir. Yeterli midir tabi ki değildir. Ancak bu konu tek başına Türkiyenin baş edebileceği bir konu da değildir. Çünkü karşınızdaki ülke gerek ekonomik gerekse askeri olarak dünyanın birinciliğine aday bir ülkedir. Böyle bir güç karşısında Türkiyenin tek başına alacağı bir tavır ne bizim ne de uygur kardeşlerimizin yararına değildir. İşte tüm bu sebeplerden dolayı Türkî cumhuriyetleri topluluğuna neden bu kadar önem verildiği anlaşılmalıdır. Ayrıca müslüman devletlerle oluşturulacak bir birlik vesilesi ile mücadele edilmesi gerekmektedir. Bu konuda bir çok gelişmenin arifesindeyiz.
Çin batı ile ne şekilde olursa olsun ticari kontak ve güzergah sağlamak istiyorsa bu da Türkiye’den geçmektedir. Gerek orta yol projesi gerekse gıda tedariki için çin'in vazgeçemeyeceği tek ülke Türkiyedir. Devlet şimdi bu ticari ve siyasi silahını kullanmanın peşindedir. Bu güzergahlardan geçen her devlet ile bu koz oynanmaya çalışılmaktadır.
Çin ile ilgili Türkiye’deki her ticari yatırım ve anlaşmanın ne kadar önemli olduğunu hepsinin şirketler bazında yürütülen bir devlet projesi olduğunun ikazını daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Peki bu sadece ticari midir? Siyasi bir yönü yok mudur? Tabi ki vardır ve bu konu Türkiye’deki çinliler için sürpriz değildir. Rusya ve Çin’le ilgili bir eleştiri getirildiğinde sanki buraları memleketleri gibi savunmaya başlarlar, laf söyletmezler. Niye? Çünkü onlar da buradan nemalanmaktadır da ondan.! Ne yazık ki bu Doğu Türkistan gerçeği gerçekten kanayan bir yaradır. Tez zamanda bu yaranın kapanması en büyük dileğim ve arzumdur..
Hayırlı Cumalar diliyorum.
17 TEMMUZ 2026 CUMA










